İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Çağsal değişim

Çağsal değişim

Almanya savunma harcamaları artıyor. Almanya hızla yeniden silahlanıyor, hem mutlak anlamda hem de gayrisafi milli hasıla payı bakımından savunma harcamalarını artırıyor. Mevcut rakamlara göre, 2029’a kadar Almanya'nın askeri harcamaları Fransa'nın yaklaşık iki katı olacak. Askeri analistlere bakılırsa, geçmişte Batı Almanya'nın askeri harcamaları ilk kez 1963'te Fransa'yı geçmiş.
* * * *
Daha sonra oran 1,3:1 ile 1,5:1 arasında sabitlenmiş. Bu, 1950'lerin başlarında planlanmış. Avrupa Savunma Topluluğu projesinin Kömür ve Çelik Topluluğu ile aynı anda başlatıldığı dönemde tercih edilen çözüm olarak düşünülmüş. İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden beş yıl sonra ise Alman birliklerinin tek bir Avrupa gücüne entegre edilmesi, böylece  Batı Almanya'nın yeniden silahlandırılmasının güvenli olacağı düşünülmüş.
* * * *
Ancak bu fikir veya düşünce Fransa parlamentosu tarafından reddedilince Batı Almanya'nın egemen bir devlet olarak NATO'ya katılmaya davet edilmesinin yolu açılır. O zamandan beri Almanya’nın ‘Atlantikçi‘ olarak denilen durumu böyle başlar. Soğuk Savaş sona erdiğinde, Almanya ordusunu küçülttü. 2000'lerin başlarında Fransa savunmaya Almanya'dan daha fazla harcama yapıyordu. Bu 2022’lerin başına kadar devam etti.
* * * *
Eski şansölye Olaf Scholz'un 2022 başlarında açıkladığı ‘Zeitenwende‘ veya ‘dönüm noktası‘ndan sonra Almanya'nın harcamaları tekrar 1960'lar ve 1970'lerin oranlarına geri döndü. Şansölye Merz ‘Güç saldırganlığı caydırır, zayıflık davetiye çıkarır‘ sözleriyle savunmada yeni bir dönemin kapısını araladı. Meclis’te yaptığı konuşmada‚ ‘Ordumuzu konvansiyonel anlamda Avrupa’nın en güçlü ordusu yapacağız‘ diyordu.
* * * *
New York Times geçen gün bu konuyu ele alan bir makalede ‘NATO üyesi ülkelerin tamamı geçen yılki zirvelerinde 2035‘e kadar ulusal gelirlerinin yüzde 3,5'ini temel askeri ihtiyaçlara ayırmak için anlaşmışlardı, ancak hepsinin bu hedefe ulaşması beklenmiyor. Atlantik Konseyi'ne göre, İngiltere 2027’e kadar yüzde 2,5'e ulaşmayı hedefliyor. Fransa 2028’e kadar yüzde 2,3'e, İtalya ise 2028‘e kadar yüzde 2'ye ulaşmayı amaçlıyor‘ diyordu.
* * * *
Makale, ‘Rakamlar çarpıcı. Almanya bu yıl yaklaşık 127 milyar dolar harcamayı planlıyor, bu, Avrupa'da açık ara en yüksek rakam. İngiltere yaklaşık 84 milyar dolar, Fransa ise yaklaşık 70 milyar dolar harcayacak. Rakamlar önümüzdeki birkaç yıl içinde önemli ölçüde büyüyecek. Almanya'nın göreceli zenginliği ve büyüklüğü, bu miktarı daha da artıracak; zira ülke 2029 yılına kadar ulusal gelirinin yüzde 3,5'ini (tahmini olarak yılda 189 milyar dolar) harcamayı taahhüt etti‘ diye devam ediyordu.
* * * *
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth geçen yıl Avrupalı müttefiklere ‘Avrupa'nın konvansiyonel caydırıcılığı ve savunması için birincil sorumluluğu üstlenmeleri‘ çağrısında bulunmuştu. Reuters'ın yayınladığı bir rapora göre de, Pentagon yetkilileri Avrupalı diplomatlara bunun 2027 yılına kadar gerçekleşmesini istediklerini söylemiş. Askeri analistlere bakılırsa bunun, Avrupa orduları için çok hızlandırılmış bir zaman çizelgesi olacağını söylüyorlar.
* * * *
Takip edenler bilir. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de ‘Birileri AB'nin  veya bir bütün olarak Avrupa'nın ABD olmadan kendini savunabileceğini düşünüyorsa, hayal kurmaya devam etsin‘ demişti. AP’de yaptığı konuşmada ‘Eğer gerçekten tek başınıza ilerlemek istiyorsanız, kendi nükleer kapasitenizi oluşturmalısınız. Bu da milyarlarca avroya mal olur. Yüzde 5 savunma harcaması ile asla oraya ulaşamayacağınızı unutmayın‘ diyordu.
* * * *
Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi de konu ile ilgili başyorumunda ‘Soru şu. Bir şeyler değişiyor mu? Almanya bu ‘çağsal değişimde‘ jeostratejik olarak kendisini yeniden mi konumlandırıyor? diye soruyordu. Tabii  yorumda kullanılan Almanca ‘epochalbruch‘ veya İngilizce ‘epochal shift‘ kavramını ben  ‘Çağsal değişim‘ olarak tercüme ettiğimi hatırlatmak isterim. Burada "büyük değişim" veya "temel kırılma" kastediliyor..
* * * *
Ancak tarihçilere bakacak olursak çağ açıcı değişimlerin veya çağsal değişimlerin tam olarak ortaya çıkmasının ve sonuçlarının görünür hale gelmesinin genellikle en az birkaç yıl sürdüğünü söylüyorlar. Dolayısıyla yaşadığım Almanya’daki büyük değişimin görülür hale gelmesini veya sonuçlarını görmek için hep beraber bekleyeceğiz. Ama gelişmeler durmuyor, yeni dünya düzeni de bir yandan şekilleniyor sanırım. Siz ne düşünüyorsunuz ? 

Yorumlar