İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Sevgiliyle buluşmak OUT, date’e çıkmak IN...

Sevgiliyle buluşmak OUT,  date’e çıkmak IN...

Son yıllarda kültürel ve sosyal etkileşimler sebebiyle, dilimizin içine giren yabancı kelimeler anlatımı bozuyor ve iletişimi zayıflatıyor. 
Her sektör kendince bir dil yaratıyor.
Plaza dili, mutfak dili derken,  Türkçemizde karşılığı olduğu halde, tercihler yabancı kelimeleri kullanmaktan yana oluyor.
 

Örneğin artık toplantılar toplantı değil. “Meeting set edip departmana meeting request send” ediyorlar. Meali; toplantıyı düzenleyip, ilgili birimlere istek göndermek. 
Uygun takvim sunmaları gerektiğinde de şöyle soruyorlar; “Schedule’niz hangi tarihler için uygun?”
Son teslim tarihi diye sorarsanız ayıp olur! “Deadline” diye yazın ki anlaşılsın...
Yarı İngilizce, yarı Türkçe…
 

Sosyal medyada, insan kaynaklarının aradığı adaylarda “Multitasking yapabilen (Çoklu görev) diye bir cümle kurduğunu okumuştum. Öğrendiğim kadarıyla “daha fazla iş yüklenebilir misiniz?” diye soruyorlarmış.Yani bu kelimenin anlamını bilmeden iş görüşmesine giderseniz vay halinize! 
“Evente” gidiliyor, “Check”ediliyor...
Tüm bunlar dili zenginleştirmek mi peki? Elbette hayır. Dilimizin yapısı bozuluyor. 
Türkçeyi boğuyoruz.
 

Gelelim buluşmalara. 
Artık, “sevgilimle buluşacağım” demek çok ayıp. Onun adı artık “Deytim(Date) var” oldu. Hatta bu buluşma gece olacaksa “Night date” oluyor. 
Televizyonlarda, gelen konuklara aşk ile ilgi şöyle sorular yöneltiliyor.
“Love Bombing” yapıyor musun?”(Aşk bombardımanı)
“Ghosting” yapıyor musun? (Hayaletleme; herhangi bir neden olmaksızın, arkadaş bütün ilişiğini kesip, ulaşılmaz oluyor. Bütün ulaşma girişimlerini kesip, görmezden geliyor.)
“Zombeing” yapıyor musun?” (Zombileme; Bir süre iletişimi kesip, ortadan kaybolan sevgili, ansızın yeniden iletişime geçiyor.)
Daha neler var neler! “Phobbing”, “Cushioning”, “swiping”....
Size de çok duygusuz ve ciddiyetsiz gelmiyor mu?
 

Bir de mutfak kısmı var işin. 
Limon, portakal gibi turunçgillerin kabuğunu “rende yaptım”demeyin. Onlar artık “zest” yapılıyor. Sebzeleri haşlarsanız ayıp olur. Lütfen kibar olun ve “blanche” edin!
Yaptığınız yemek çok pişmemiş, dişe gelecek gibiyse, “Al dente” deyin ki millet anlasın.
“Glaze” yapacaksınız, “jullienne” doğrayacaksınız. “Sous-Vide, Tempering” yapacaksınız. Salata sosu derseniz havalı olmaz, “Vinaigrette” yaptım diyeceksiniz.
 

Dilimizi sadeleştirelim ama sığlaştırmayalım. Bu da, gençlere dil bilincini kazandırmakla, medya ve eğitimcilerin Türkçe kullanımını teşvik etmesiyle başarılabilir.
Orhan Sinanoğlu’nun bir sözü ile noktayı koyalım: “Türkçe konuşurken yarı İngilizce laflar sokuşturmak marifet değil, kimliksizliktir.”

Lütfen kimliğimizi koruyalım ve kelimelere sahip çıkalım.
 

Başlığa takılmayın, yazının anlam ve önemine vurgu yaptım.
Sevgiyle kalın

Yorumlar