İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Eğitim ailede başlar okulda devam eder!

Eğitim ailede başlar okulda devam eder!

Bu ilk değil… ve insanın içini titreten tarafı şu ki, son da olmayacağını bilmek. Yine bir sabah, yine bir haber, yine yarım kalan bir hayat. Çatalca’nın sokaklarında dolaşan sessizlik bugün biraz daha ağır; Binkılıç Mahallesi’nde toprağa düşen bir kadının ardından herkes aynı soruyu soruyor: “Neden?”

Bir kadının adı artık geçmiş zamanla anılıyor. Oysa o, dünün içinde yaşayan bir anneydi; üç çocuğun saçını okşayan, hayata tutunan bir insandı. Şimdi geriye kalan sadece fotoğraflar, yarım kalmış cümleler ve çocukları… İlçenin her köşesinde hissedilen o derin sızı, aslında tek bir ailenin değil, hepimizin acısı.

Konuşulanlara göre genç kadın çalışmak istemiş, kendi ayakları üzerinde durmaya niyetlenmişti. Belki bu istek bazı kalıpları sarstı, belki kıskançlık ve baskı duygusu büyüdü… Kesin olan şu ki, bir kadının hayata katılma arzusu hiçbir zaman tehdit olarak görülmemelidir. Daha da acısı, çocuk yaşta kurulan bir evlilik… Henüz 14 yaşındayken gelin olan bir kız çocuğunun yıllar sonra bir kadın cinayetinin öznesi haline gelmesi, hepimizin vicdanına ağır bir soru bırakıyor: Biz çocuklarımızı gerçekten koruyabiliyor muyuz?

Kadın cinayetleri artık bir istatistikten ibaret değil; her biri bir evin ışığının sönmesi demek. Bizler çoğu zaman haber başlıklarını hızla geçiyoruz, fakat o başlıkların ardında yıllarca sürecek bir yas var. Çocuklar annesiz hayatlarına devam edecekler, komşular her sabah aynı kapıya bakıp eksikliği hissedecek. Ve belki de en zor olanı, bu acının “alışılmış” gibi konuşulmaya başlanması.

Peki gerçekten neyi eksik yapıyoruz? Belki de en başa, evlerimizin içine dönüp bakmamız gerekiyor. Çünkü eğitim sadece okul sıralarında başlamaz; bir çocuğun adalet duygusu, vicdanı ve merhameti önce ailede filizlenir, sonra okulda şekillenir. Eğer evlerimizde saygıyı, empatiyi ve eşitliği öğretemezsek, yarın sokaklarda daha büyük acılarla yüzleşmek zorunda kalırız.

Binkılıç bugün ağlıyor. Ama bu gözyaşı sadece bir mahalleye ait değil; hepimize bir sorumluluk hatırlatıyor. Bir kadının yaşam hakkı tartışma konusu olamaz. Ailede, sokakta, okulda, iş yerinde… Nerede olursak olalım, şiddeti normalleştiren her davranışa karşı durmak zorundayız. Çocuklarımıza güç değil, adaletin değerini; öfke değil, merhametin gücünü öğretmeliyiz. Çünkü adil ve vicdanlı evlatlar yetiştirmek, yarının en büyük toplumsal yatırımıdır.

Şimdi üç çocuk var geride… Onlar büyürken, bu toplumun onlara nasıl bir dünya bıraktığıyla yüzleşeceğiz. Eğer gerçekten “son olsun” diyorsak, sadece acıyı paylaşmakla kalmamalı; hukuku, eğitimi, vicdanı ve dayanışmayı birlikte güçlendirmeliyiz. Bir annenin yokluğunu hiçbir cümle dolduramaz, ama yeni acıları önlemek için atılacak her adım bir umut olabilir.

Bugün Çatalca’nın üstüne çöken bu ağır sessizlik bize şunu fısıldıyor: Eğitim ailede başlar, okulda devam eder; ama vicdan, toplumun tamamında yaşar. Unutursak, tekrar eder. Hatırlarsak, belki değişir. Ve belki bir gün, bu satırlar bir cinayetin ardından değil, şiddetin gerçekten sona erdiği bir sabahın umuduyla yazılır.

Yorumlar