İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Ramazan israf değil berekettir

Ramazan israf değil berekettir

Müslüman alemi için kutsal sayılan ramazan ayı geldi. Bolluğun ve bereketin simgesi bir ayı yaşayacağız. Yardımlaşmanın ve insani değerlerimizin en üst seviyeye çıktığı zaman dilimi. Sağ elin verdiğini sol elin görmediği, manevi değerlerimizin ve insani duyguların her yanımızı sardığı bir ay. Hazreti Allah kitabı Kuranda ne diyor: “Ey Ademoğulları! Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”

Ramazan denilince maneviyatın yanında bir de israf tufanı yaşıyoruz. Şatafatlı iftar sofrasında yok yok. Sadece iftariyelik diye adlandırdığımız başlangıçlarda yüzlerce aç insan doyar. Tadımlık olarak yenilen, daha sonradan ana yemek faslına geçilen sofralarda oruç ibadetini yerine getirirken, aynı zamanda haram olan israfları da yaşamaktayız. Onca insanın sofralarında göremediği pastırmadan, hurmadan, peynirlerden ve onlarca çeşit iftariyelikler tadıldıktan sonra çöpe gidiyor. 

Kutsal kitabımız Kur’an ne diyordu bir göz atalım: Şirk koşmayacaksın, öldürmeyeceksin, çalmayacaksın. Yalan söylemeyecek, iftira atmayacak, hakkı konuşacak, boş işlerden yüz çevireceksin. Zina yapmayacak, ırzını koruyacak, harama yaklaşmayacaksın. Rüşvet alıp vermeyecek, kamu malını gözetecek, adam kayırmayacak, emaneti ehline verecek, liyakati esas alacaksın ve israf etmeyeceksin. 

İnsan oğlunun fıtratında ve yaşam gayesinde mutlakla bir inanç olgusu vardır. Bunun en önemli ve ana temelinde ölüm korkusu ve öldükten sonraki yaşam kaygısı yatmaktadır. İnsanlar bilmediği, görmediği ve sadece kutsal kitapta anlatılan bir şeye inanmaktadırlar. Bu nedenle bilgi arttıkça inançlar azalmaktadır. Fakat İnsanoğlu yaratılıştan bu zamana kadar mutlaka inanacak, tapınacak bir güçte karar kılmıştır. İnsan zekâsı ve onun üretmiş olduğu bilim, daha yaradılışın sırlarını çözebilmiş değildir. Bilginin en üst noktasına ulaşan beyinler bile, mutlaka yaratıcı bir gücün olduğuna inanmaktadır.

İnanç sığınılacak limandır. Üzüntüde de sevinçte de Allah kelimesi dilimizden eksik olmaz. Sevincimizde; “Allah’ım sana şükürler olsun” Hasta oluruz; Allah’ım şifa ver.” Kötülük görürüz; “Allah’ından bul.” Hakkımız gasp edilir; Allah görüyor.” Doğal afetlerde “Allah’ım sen bizi koru.” Haksızlıklara; “Allah’ın sopası yok.” Ölenin arkasından; “Allah rahmet eylesin.” Şükür de onadır teşekkürde. Sitem de onadır şikâyette.

Kibirlenmeyecek, hor görmeyecek, üstünlük taslamayacaksın. İyiliği başa kakmayacak, gösteriş, gıybet, riya, haset yapmayacaksın. Kin tutmayacak, ölçüde tartıda hile yapmayacak, hırs ve arzularını ilah edinmeyeceksin. Adaleti, erdemi, refahı, eşitliği gözeteceksin. Faiz, içki, kumardan uzak duracak, toplumda bozgunculuk yapmayacaksın. Zorla din dayatmayacak, köle ve cariyeliğe müsaade etmeyecek, sınıf, kast, statü dini oluşturmayacaksın. Anneye, babaya, akrabaya, topluma, kamuya saygılı olacaksın. Arz ve semanın sahibinin Allah olduğunu unutmayacak, ihtiyaç fazlasından arınıp, malı, gücü ve bilgiyi tekelleştirmeyeceksin. Dinin esası ve yaşanabilirliği budur. 

Ülkemizde kaç kişi inancını bu maddelere göre yaşaya biliyor? Sadece namaz kılmak oruç tutmakla Müslüman olunmuyor. Din vicdan işidir, dinin temeli de güzel ahlaktır. Çocukluklarımıza ibadet etmeyi öğretmeden önce ahlaklı olmayı öğretelim ki: namaz kılan bir hırsız, oruç tutan bir sapık, Hacca giden bir yalancı, kurban kesen bir tefeci ve tekbir getirerek ortamı kana bulayan bir terörist olmasınlar. Ne yaparsan yap önce kalbine sonra vicdanına sor. Sonrasını zaten; her şeyi işiten, her şeyi gören ve her şeyi bilen Allaha bırakalım. 

Sağlıcakla… Saygılarımla 

 

Yorumlar