İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Siyasi transfer

Siyasi transfer

Transfer denildiğinde Türk toplumunun aklına öncelikle “futbolcu transferleri” gelir. Transferin iki dönemi olur. Sezon başlamadan önce yapılan transferler, o sezon kurulacak takımı oluşturmak içindir. Diğeri ise ara transferdir ki sezon başında kurulan takımın şampiyonluğa ulaşmak için yeterli olmadığının görülmesi durumunda ya da küme düşme tehlikesine karşı bir önlemdir. Bu transferler, yasal kurallar içinde ve bir bedel karşılığında yapılır. Yapılan tüm transferlerin maddi bir karşılığı vardır ve toplumda da herhangi bir tartışma yaratmaz.

Yönümüzü ülke siyasetine dönerek milletvekili ve belediye başkanları transferlerini konuşalım diye bu açıklamayı yapma gereği duydum. Seçimler öncesindeki adayların belirlenmesini, sezon başındaki transferlere benzetirim. Ara transferleri, siyasette olmaması gereken bir yol olarak görürüm. Şayet ara transfere gerek duyuyorsanız sezon başındaki transferlerinizin yeterli olmadığını düşünüyorsunuz demektir.

Bir haftadır, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın, seçildiği Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etmesini ve iktidar ortaklarından Adalet ve Kalkınma Partisi ya da Milliyetçi Hareket Partisi’ne katılacağını konuşuyoruz. Şunu en başından, tüm siyasi partiler açısından söyleyelim; fikir ve felsefe sahibi partililerle eylemlerinden şüphesi olmayanlar asla partilerini terk etmezler. Bir belediye başkanı partisinden istifa edip iktidar partisine geçiyorsa ya adaylığı ta başından yanlıştır ya da icraatlarında kanuni olmayan eylemleri var demektir.

Kişinin cesareti eylemlerinden beslenir. Yaptığından emin olanlar, kuyruklarından korkmazlar. Özellikle iktidar partisi saflarına katılmak isteyen belediye başkanlarının kuyruk sorunu olmalı diye düşünüyor toplumun büyük bir çoğunluğu. Oysa toplumu ileri götürecek olanlar, başlarını dik tutmayı becerenlerdir.

Kamuoyuna yansıyan haberlere bakıldığında AKP’ye katılan belediye başkanları hakkındaki yolsuzluk iddialarının konuşulmaz hale gelmesi, toplumdaki kuşkuların güçlenmesine neden oluyor.

Böylesi transferler, “İktidar partisine katıl, içeri atılmaktan kurtul…” algısının güçlenmesine neden oluyor.

Adaletin, iktidarın elindeki kılıç gibi görüntü vermesi toplumsal rahatsızlığı artırıyor.

Kanunsuzluk yapanlara hiçbir güç, can simidi olmamalıdır.

Sürekli “milli irade”den bahsedenler, milletin ortaya koyduğu iradeyi görmezden gelerek muhalif milletvekillerini ve belediye başkanlarını kendi saflarına katmak için her yolu mübah hale getirmeye çalışmaları kamuoyunda karşılık bulmuyor.

Çözüm mü? Siyasilerin transfer tahtaları kapatılmalı…

Partisinden istifa eden seçilmişler, üstlendikleri siyasi görevlerinden de istifa etmiş sayılmalılar. Seçildiği oyları kendine verilmiş gibi görenler, sonraki seçimlere bağımsız aday olarak girerek boylarının ölçüsünü görmeliler.

Siyaset, transferlerle dizayn olunmamalı. Belediyeler, seçimler yenileninceye kadar kazanan partide kalmalı. Takdiri sonraki seçimlere kadar seçmene bırakmalıyız. İstifa eden belediye başkanının yerine geçecek olanı yine o partinin meclis üyeleri belirlemeli…

Siyasi transferleri, yolsuzlukların beyaz örtüsüne dönüştürmemeliyiz…

Yorumlar