İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

6 Şubat’tan İstanbul’a ders

6 Şubat’tan İstanbul’a ders

İstanbul depremi konuşulurken iki uç arasında gidip geliyoruz diye hissediyorum: Bir yanda haklı olarak ürküten senaryolar, diğer yanda “bir şeyler yapılıyor” rahatlatması… Gerçekte ikisi de doğru ama asıl mesele o senaryoyu küçültecek hızı yakalayıp yakalayamadığımız.

6 Şubat 2023, Kahramanmaraş merkezli depremler bize deprem anından çok deprem sonrası hayatın da ne kadar ağır olduğunu gösterdi. Felaketten 3 yıl geçmiş olmasına rağmen 150 bini aşkın kişi konteynırlarda kötü şartlar altında yaşıyor. Bu yüzden İstanbul için “Bize olmaz” cümlesi, bence şu an Türkiye üzerinde sarfedilen en pahalı cümle.

Çünkü bu kayıp, bir mimarlık/mühendislik probleminden öte, toplumsal bir kırılma demek. İstanbul için yapılan senaryo çalışmalarında 7,5 büyüklüğünde bir deprem varsayımında, yaklaşık 1.166.000 bina içinde 194.000 binanın orta ve üstü hasar, 48.000 binanın ağır ve çok ağır hasar alabileceği, bununla birlikte su-atıksu-doğalgaz gibi altyapıda ciddi arıza noktaları oluşabileceği ifade ediliyor. 
Bunları kıyamet tellallığı yapmak için söylemiyorum, planlamak için önce bilgi sahibi olmak ve duruma bütüncül bakmak gerek. Çünkü deprem sadece binayı yıkmaz, şehrin işletme kapasitesini de düşürür.

Risk, bitmese de doğru müdahaleyle küçülebilir... Kentsel dönüşümün tek amacı da zaten “yeni bina” yapmak değil, ölüm riskini ve hizmet kesintisini azaltmak.

Peki dönüşüm ne hızda gidiyor?
İstanbul’da dönüşümle ilgili en çok duyduğumuz iki sayı var: Riskli yapı stoku ve dönüştürülen stok. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı açıklamalarında İstanbul’da yaklaşık 1,5 milyon riskli bağımsız bölüm bulunduğu belirtiliyor. Aynı kaynaklarda, son 13 yılda İstanbul’da 924.943 bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığı, yüz binlerce bölümde de sürecin sürdüğü bilgisi paylaşılıyor. 

Bu iki veri yan yana gelince şu soruyu sormak zorundayız: 924 bin büyük bir sayı, evet. Ama riskli olduğu söylenen 1,5 milyon bağımsız bölüm ölçeğinde hâlâ çok büyük bir kalan iş var. Üstelik dönüşüm hızı, yalnızca toplam adetle değil, riskin en yoğun olduğu bölgelerde ne kadar hızlı ilerlediğimizle ölçülmeli.

Neyi doğru yaparsak hızlanır?
Son dönemdeki en güçlü avantajlardan biri finansal teşvikler. “Yarısı Bizden” kampanyasında destek tutarları arttırıldı. Kredilerin geri ödemesinin ruhsat sonrası 2 yıl sonra başlayıp 10 yıla yayıldığı belirtiliyor. Bu, özellikle orta gelir grubunda “başlayamama” bariyerini azaltan önemli bir adım.

Diğer bir avantaj, farkındalık. 6 Şubat’tan sonra “binam sağlam mı?” sorusu, sokakta daha çok sorulur oldu. Bu iyi bir gelişme… Çünkü dönüşümün yakıtı yalnızca para değil, toplumsal talep. Belediyenin hızlı tarama gibi uygulamalarla riskli yapıların tespitine dönük çalışmalar yürüttüğüne dair paylaşımlar da var ve ne yazık ki taranan binaların önemli bir kısmının yüksek riskli çıktığı belirtiliyor. 

Şu an ise en büyük eksiğimiz önceliklendirme ve hız… Mahalle ölçeğinde etaplama, kira/taşınma çözümü, şeffaf risk haritaları, hızlı ama güvenli ruhsat-denetim süreçleri, güçlendirmeyi de (her bina yık-yap olmak zorunda değil) ciddiye alan bir yaklaşım…

İstanbul’un dönüşüm hikâyesi, aslında bir şehircilik meselesi kadar bir güven ilişkisi meselesi. Vatandaşın “çıktığım evime geri döneceğim” güveni, kamunun “bu iş adil ve hızlı yürüyecek” güveni ve meslek insanlarının “kaliteyi koruyacağız” sözü bir araya gelirse bu işin altından kalkabiliriz.

Yorumlar