İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Kaşık ve kepçe

Kaşık ve kepçe

İnsan evladının yaşamında en önemli aletlerden biridir kaşık ve kepçe. Bunlar günümüzde önemsiz bile olsa toplumsal yaşamın ilk döneminde önemli bir yeri olup hala bu koruyup devam ettiriyor. İnsan evladının canlılar içinden ayrışmaya başlamasıyla birlikte kullandığı aletlerin biri olmakta kaşık ve kepçe. Kimi zaman yemek yerken kimi zaman da toprağı eşelerken kullanıyoruz.

Canlılar dünyasında sürüden toplumsallaşmaya dönüşürken kaşık ve kepçe önemli bir mihenk taşı olmakta. Toplumsallaşma gelenek ve görenekleri de peşi sıra getirdi. Yemek yapma ve yerken kullandığımız alettir kaşık ve kepçe. Bulunduğumuz coğrafyada kaşık ve kepçe kültürün bir parçası olurken sevinç ve hüzünlerini de ifade etmiş kaşık oyunuyla. Günümüze gelene kadar yerkürenin hemen her yerinde kişinin yanında taşıdığı kaşık önemli bir alettir.

Kaşık ve kepçe yemek yapımı ve yerken kullandığımız gibi ölçü birimi olarak da kullanılmakta. Yemek dağıtan bir kepçe içerisinde on kaşık birim olduğunu bilir ve ona göre dağıtır. Yemek yapan usta genellikle yemek dağıtmaz yardımcılarına bırakır. Böylelikle onları ustalığa alıştırır. Yemek yapmayı ve dağıtmayı bilen yardımcılar belli zamanlarda sınava tabi olurlar, yaptıkları yemekler ustaları tarafından tadılır. Usta yemekçiler sınava girenlerin yemeklerini tadar şayet beğenilirse “benim sana öğretecek bir şeyim kalmadı” anlamında “kaşığı yere atar” ve usta olduğunu bildirir.

Ülkeleri işgal altına alınıp silahsızlandırılan toplumlar mutlak olmuştur. Silahları olmasa bile tarlada çalışan kazma kürek ve tırpanını, hayvancılık yapan koşum iplerini çoban sopasını, aşçılık yapan kepçesini kazanını alarak savaşmış. Tutsak altına alınan her kim olursa olsun özgürlüğü düşler. Mahkûmun koğuşunda ya da hücresinde tünel kazmak için yemek yediği kaşıktan başka bir şeyi yoktur. Kaşık onun için özgürlüğe giden yoldur.

Kurulu sistemin devlet yöneticileri kendine biat etmeyen toplumları açlığa ya da ölüme mahkûm etti. Kimini uzak diyarlara sürgüne, kimini kılıçtan geçirip kazıklara çiviledi ve kimini de kuş uçmaz kervan geçmez dağın başına gönderdi. Ölenler öldükleriyle kaldı. Uzak diyarlara gönderilenler yaşama tutunmak izin her türlü çileyi minnet eyledi. Dağın başına gönderilenler yaşamlarına devam etmek için ürettiklerini değiş tokuş yapacak bir tek ağaç kalmıştı. Tahtadan kaşık yaparak geçimlerini sağladı adları oldu “tahtacı”.            

Kurulu sistemin başından beri devlet yöneticileri yurttaşa “seni haramiden koruyacağım” diye koruma kollama vergisi almış. Sarayın yöneticileri “ekende ve biçende” olmadıkları için vergi salmayı kolay sanmış ve sıkıştıkça verginin biçimi değiştirilerek yurttaş sağmal haline getirildi. Yurttaş sorduğunda yanıtı hazırdır, “seni koruyup kollamanın dışında yol yapıyor altyapı hizmetlerini sağlıyorum” demekte. Roma döneminde yapılan bir uygulama günümüzde hala devam etmekte; “bir kere devlet defterine kayıt olan ölse bile çocukları ve zürriyeti kayıttadır”.

Devlet ilkin haramiden korumak için vergi aldı, sonra bunu günün koşullarına göre yol dedi, haberleşme dedi ve dedi. Almaya devam etmekte. Birde senden köprü, havaalanı ve geniş yol yapımı için para almadım “yap işlet devret” modeli buldum dedi. Yıllar geçti hala köprüler ve yollar paralı. Kurulu sistem kurumları ve egemen güçleriyle birlikte emek sömürüsü üzerine yaşamını devam ettiriyor.

Ülkede çalışan, üreten ve hizmet yapan devletin defterine kayıtlıdır. Kayıtlı olan sadece vergi vermiyor sosyal güvenliğin hizmet ya da emekli maaşın ödenmesi olarak ücret/maaşından da kesilmekte. Kesilenler devlet güvencesinde saklanıp değerlendirilmekte. Kurulu sistem her takvim yılının son aylarında gelecek yılın bütçesini belirler. Bütçe içerisinde yatırımlar ön plana alınır, ardından kamusal hizmetlerin zamları ve vergi olanları belirlenir. Son olarak da çalışan ve emeklilerin zam oranları açıklanır.
İktidar hele günümüzdeki gelecek yılın bütçesini açıklarken kamusal hizmetlere yüzde elliyi aşkın zam yaparken asgari ücrete %28 zammı uygun bulmuş. Kurulu sistemin karakteristik özelliklerinden biride toplumu böl parçala yönet mantığıdır. Bu nedenle memur ve emeklisine %18 işçi ve bağkur emeklisine %12’yi uygun bulmuş.

Devlet yurttaşına %12 ya da 18’le zam verirken geri alımlarda % 50 zam yapmayı bir sorumluluk bilmiş.

Kaşıkla verilen kepçe ile alınmakta.

Devlet kayıtlarına aldığı yurttaşından vergiyi almazlık yapmaz alır. Kendisine kişi olarak para kazandıran şirketlerin vergisini kimi zaman öteler kimi zamanda af eder. Yurttaşına verirken eli sıkı olan devlet şirket ve holdinglerin vergi vermemelerine göz yumar cömert davranır.

İşte bu nedenle “kaşık ve kepçe” bir ölçü birimidir diyebilir miyiz?

 

Yorumlar