İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Açlık çocukları suça sürüklüyor

Açlık çocukları  suça sürüklüyor

Açlık, yalnızca mideyi değil; vicdanı, umudu ve geleceği de kemiren sessiz bir felaket. Bugün Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde binlerce çocuk, yeterli ve dengeli beslenemediği için hem bedenen hemde ruhen yoksun büyüyor. Daha da acısı, bu yoksunluk hali çocukları suça sürükleyen en önemli nedenlerden biri haline geliyor.

Bir çocuğun aç karnına okula gitmesi, derse odaklanamaması ya da hiç gidememesi sıradan bir istatistik değildir. Açlık; eğitimden kopuşu, sosyal hayattan dışlanmayı ve en sonunda “hayatta kalma” refleksiyle yanlış yollara sapmayı beraberinde getirir. Sokakta mendil satan, çöpten kağıt toplayan, yaşıtları parkta oynarken çalışmak zorunda kalan çocukların önemli bir kısmı, zamanla suç örgütlerinin ve çetelerin kolay hedefi haline geliyor.

Çünkü açlık, çaresizliği büyütür. Çaresizlik ise suça açılan kapıyı aralar. Bir çocuğa “yanlış” dediğimiz davranışın arkasında çoğu zaman boş bir buzdolabı, ödenemeyen faturalar ve eve götürülecek bir ekmek kaygısı vardır. Suç, bu çocuklar için bir tercih değil; çoğu zaman dayatılmış bir sonuçtur.

Sosyal devlet anlayışı tam da burada devreye girmelidir. Ancak bugün gelinen noktada, sosyal desteklerin yetersizliği, denetimsizlik ve plansızlık çocukları korumak yerine kaderleriyle baş başa bırakıyor. Okullarda ücretsiz ve nitelikli yemek uygulamalarının yaygınlaştırılmaması, ailelerin düzenli gelirden yoksun bırakılması ve çocuk işçiliğinin önüne geçilememesi, sorunun derinleşmesine neden oluyor.

Bir çocuğun suçla tanışması, sadece o çocuğun hayatının kararması değildir; toplumun geleceğinin de yara almasıdır. Bugün açlıktan suça sürüklenen çocuklar, yarın eğitimden kopmuş, travmalı ve sisteme yabancı bireyler olarak karşımıza çıkar. Bu durum, güvenlik sorunlarından sosyal çöküşe kadar uzanan zincirleme bir etki yaratır.

Unutulmamalıdır ki çocukları suçtan korumanın yolu daha fazla ceza değil, daha fazla merhamet ve adalettir. Doyan bir çocuk suça yönelmez. Okula giden, oyun oynayan, hayal kurabilen bir çocuk karanlık çevrelerin eline düşmez. Bu nedenle çözüm; sosyal yardımları artırmak, aileleri desteklemek, çocuklara eşit eğitim ve beslenme imkânı sağlamakla mümkündür.

Açlık bir kader değildir. Çocukların suça sürüklenmesi de… Asıl kader, görmezden gelmektir. Eğer bugün açlığı görmezsek, yarın suçu konuşmak zorunda kalırız. Oysa yapılması gereken bellidir: Çocukları doyurmak, korumak ve geleceğe umutla bakmalarını sağlamak. Çünkü bir ülkenin gerçek zenginliği, tok ve güvende büyüyen çocuklarıdır.

Yorumlar