İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

2026’ya başlarken

2026’ya başlarken

Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık. Sadece takvim yaprakları değil değişen; ömürden de bir yıl gitti.

 

Ülke olarak öylesi bir yıl geçirdik ki kimse içinde bulunduğu şartlardan mutlu değildi. Yoksulluğun kol gezdiği sofralar, en temel insan haklarını dahi kullanamayan, susturulan insanlar. Bir yanda geleceklerini yurtdışında arayan gençler, diğer yanda kolay para kazanmak için tüm insani ve dini değerlerini ayaklar altına alanlar. Suç çetelerinin esir aldığı mahalleler, uluslararası çetelerin sığınma evine dönmüş şehirler, ipini koparanın elini kolunu sallayarak geldiği bir ülke…

 

Düşünüyorum da biz nasıl bu hale geldik? 

 

Bir yanda asgari ücretli ve emeklinin gittikçe zorlaştırılan yaşam koşulları ve açlığa mahkum edilişleri diğer yanda gittikçe zenginleşen, sırtını iktidara dayamış yandaşlar…

 

Asgari ücretlilerle emekliler 2025’in şampiyonları!..

 

Madalyonun bir de öteki yüzüne bakalım. Faiz sebep, enflasyon sonuç sözünün yarattığı ekonomik zorluklarla, alın teriyle geçim mücadelesi verenlerin yanında gözünü para hırsı bürümüş, milyon dolarlarla yatıp kalkan şımarık zenginlerin yasal olmayan yollarla servetlerini katlama hevesleri.

 

Yenidoğan bebeleri kullanarak devleti soymak isteyen ahlaksızlar, topluma ahlak dersi verip uyuşturucu partisi yapan ünlüler. Oynadığı veya yönettiği maça bahis oynayan hakem ve futbolcular… Saymakla bitmiyor ki!  

 

Uzun zamandır, nedeni olmadıkları yoksulluğu yaşamak zorunda bırakılan halkın cepleri boşalırken gelecek hayalleri de ütopyaya dönmüş. İnsanlar düşüncelerini söyleyemez hale gelmiş. “Ya bizden yana olursun ya da bertaraf olursun.” algısı toplumu sindirmiş.

 

Her şey bir yana, adalete olan güven cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine inmiş. Rejimin sigortası olan “Güçler ayrılığı” ilkesi sadece anayasa kitapçığında kalmış… Haliyle toplum derin bir sessizliğin esiri olmuş.
Herkes kendine sormalı: Biz bunları hak ediyor muyuz? Bence etmiyoruz. Etmemeliyiz de…
Atalarımız bu ülkeyi kurarken yedi düvelle mücadele etti. Kimseye boyun eğmedi. Kendine biçilen esaret kefenini yırtıp attı.

Kul değil özgür bireyler olduğumuzu tüm dünyaya ispat ettiler. Gecenin en karanlık anından sonraki aydınlığı gösterdiler bize. Bize düşen de aynı ideallerin peşinden yürümektir; umutsuzluğa kapılmadan.

Alın teriyle çalışan işçilerin, yağmur çamur demeden toprağı işleyen çiftçinin, yıllarını çalışarak geçirmiş emeklinin, asgari ücretlinin alın terlerinin değerinin bilindiği günler için, umutsuzluğa kapılmadan mücadeleye devam edeceğiz.

Gençlerin dışarda umut aramadığı, herkesin güvenebileceği adaletin tesis edileceği, kadınların ve çocukların korunduğu, herkesin kendini güvende hissedeceği bir sistemin bu topraklarda hakim olacağı günleri hayal olmaktan çıkarmalıyız.

Ülkenin zenginliğini de yoksulluğunu da beraberce bölüşen, eşitlikçi bir düzenin inşasını yine birlikte kuracaktır bu toplum. Yeter ki umutlarımız hep yeşil kalsın…

Yoksulluk, yolsuzluk, yalan, hukuksuzluk, rüşvet ve talan düzeninin bitmesi için yaşadığımız acıları 2025’te bırakıp umutları 2026’ya taşıyalım. Daha adil bir dünya için umudumuzu soldurmayalım…

Yorumlar