İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Bak sen şu işe!

Bak sen şu işe!

2023 yılında dönemin belediye başkanı Mesut Üner, “Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi”nin temelini büyük bir törenle atmıştı. O günkü açıklamalarda, binanın bir yıl içerisinde tamamlanacağı söylenmişti. Aradan ne kadar zaman geçti? Hesaplayalım: Tam iki yıl. İki yıl geçti ama bina hâlâ tamamlanamadı.

Şimdi gelelim asıl meseleye…

İlk olarak isminin değiştirileceği yönünde bir söylenti dolaşmaya başladı. “Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi” adının yerine “19 Mayıs Gençlik Merkezi” konulacağı konuşuluyor.

Düşünsenize; AK Partili belediye döneminde kocaman harflerle yazılıp lanse edilen “ATATÜRK” ismi, CHP’li belediye döneminde kaldırılacakmış. Ne garip bir tesadüf değil mi? Ben buna “akıl tutulması” derim ancak. Atatürk’ün ismini kaldırmak da neyin nesi?

Ama durun, daha bitmedi…

Şimdi bir de bu binanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) devredileceği iddiası ortalıkta dolaşıyor.

Eyvahlar olsun!

Biz yıllardır “Çatalca’dan gidenleri geri alalım” diye mücadele ederken, daha yeni yapılmış bir binanın İBB’ye devredileceği iddiası gerçekten yenilir yutulur gibi değil. Zaten isminin değişeceğini duyan vatandaşın öfkesi daha soğumamışken, bir de bu söylenti çıktı.

Dilerim sadece bir dedikodudan ibarettir…

Bir diğer mesele de Mareşal Fevzi Çakmak Mesire Alanı.

Orada da bir tören yapıldı, bir büst dikildi. Oldu da bitti maşallah!

Ama sonrası?

Tık yok!

Mesut Üner döneminde en azından yürüyüş ve koşu yollarının alt zeminleri yapılmaya başlanmış, proje ortaya konmuştu.

Ama gidin, görün şimdi o yürüyüş yollarını…

Vallahi billahi perişan durumda.

Yarın öbür gün “Biz burayı yapamayacağız, İBB’ye devredelim” derlerse hiç şaşırmam.

Yıllarca Çatalca’ya kazandırılmak için verilen emekler, harcanan çabalar, yine elimizden kayıp giderse bu halk bunu unutmaz!

Ve gelelim yollara…

Köy yolları, merkez yolları, fark etmiyor.

Hangisinden gidersen git, arabayla değil sanki off-road yapıyorsun! (Gerçi ben off-road’ı severim ama şehir içinde değil!)

Köy yollarının halini görenler zaten biliyor. Ama asıl acı olan, merkezdeki yolların da köy yollarından farkı kalmaması.

Atatürk Caddesi, ilçenin ana arterleri, ara sokaklar… Tam bir çukur deryası!

Vatandaş arabasının lastiğini mi korusun, direksiyonunu mu tutsun şaşırmış durumda.

Yani kısacası; çok mu güzeliz yoksa perişanlık mı hâkim, karar sizin.

Ama bence en doğrusu, vatandaşa sormak!

Çünkü neyin nasıl olduğunu en iyi vatandaş bilir.

Sormak lazım:

“Memnun musun Çatalca’nın halinden?”

Cevap zaten sokakta, o çukurlarda, o harabeye dönmüş yollarda gizli…


 

Yorumlar