İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Patronlar da rahatsız!

Patronlar da rahatsız!

Ülkemizin ekonomik olarak içinde bulunduğu durumu kendimden bir şeyler katmadan, sadece işadamları ve onların birliktelikleri aracılığıyla yapılan açıklamaları okursak belki daha inandırıcı olur diye düşünüyorum. 

Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat, “Mehmet Bey (Şimşek), işin rasyonel ayağına yürümek zorunda. Ama karşısında sabit gelirlilerin durumu var. Onlar nefret ile bağırıyor. Bir de sanayiciler var. Enflasyon maliyetini, dolar, euro bazında böldüğünde o kadar yüksek çıkıyor ki. Kimse ihracat yapmıyor” dedi.

Kiğılı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı, "Devlet, hazır giyim ve tekstili gözden çıkardı. İş öyle bir noktaya gidiyor ki üretici bulmakta sıkıntı çekeceğiz. Bizi bekleyen en büyük felaket bu. 6 ay sonra üretim duruyor" diye açıklamada bulundu.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Burhan Özdemir’den dikkat çeken açıklamalar geldi. "Asgari ücrette gerçekleşen enflasyon ve büyüme payı eklenmeli" dedi 

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi'nin ağustos ayı verilerini açıkladı. Yapılan açıklama vatandaşların içinde bulunduğu borç bataklığını gözler önüne serdi. Bireysel kredi borçları son bir yılda yüzde 48,3 artarak 5 trilyon 173 milyar liraya yaklaştı. Kişi başına düşen ortalama borç miktarı da 84 bin 981 liradan 120 bin 795 liraya çıkarak yüzde 42,1 yükseldi. Son bir yılda borçlu kişi sayısı 1,8 milyon artarak toplamda 42,8 milyona ulaştı, diye açıklamada bulundu.

Bütün bu açıklamalar, hem işçilerin hem de sanayicilerin çok zor durumda olduğunun kanıtı değil mi? Adnan Polat, sabit gelirlilerin ekonomik olarak isyanda olduklarını, seslerini de nefret içeren kelimelerle ifade ettiklerini söylemeye çalışıyor. Kiğılı, tekstil ve hazır giyimde üretimin durmasından bahsederken gelecekte fiyat artışları görürsek şaşmayalım, demeye getiriyor. MÜSİAD, çalışanların ücretlerinin yetersizliğine vurgu yapıyor. Türkiye Bankalar Birliği insanların kredi kartlarındaki borçlanmanın kişi bazlı artışını söylerken ekonomik gidişatın tepe taklak olduğunu rakamlarla ortaya koyuyor.

Gelelim sade vatandaşın ekonomiyi anlama olgusuna. Çarşı pazara gittiğinde her günkü fiyat artışını görünce başlıyor homurdanmaya.

Hep şunu söylerim: Ülkemiz zengin. Herkese yetecek kadar gelirimiz var. Özellikle tarımsal üretimimiz yeterlilik seviyesinin altına düşmüş olsa da aç kalmayız. Ancak asıl sorun ülke gelirinin dağıtımında. Yani adil bölüşümde. Bölüşüm adil olmayınca toplumsal bozulmaların ortaya çıkması da kaçınılmaz hale geliyor. Çeteler türüyor. Kısa yoldan para kazanma yolları yoksul insanlar için cazip bir hal alıyor. Kaçaklık ve gayri meşru eylemler artıyor. Yeni doğan bebeğin üstünden devletin dolandırılması, sahte diploma, naylon faturalar, ihaleye fesat karıştırmalar artıyor.

Bütün yasadışı işleri ortadan kaldırmak için de herkesin güven duyacağı bir hukuk sistemini hayata geçirmeliyiz.

Bir yanda “kaçma şüphesi” gerekçesiyle tutuklanan insanlar varken diğer yanda kaçma şüphesi yok deyip tutuksuz yargılanan ve yurtdışı çıkış yasağına rağmen kaçan nüfuzlu insanların ülkesi haline gelmemeliyiz.

Yapılan araştırmalarda milli gelirimizin %80’ini %20 azınlık, %20’sini de %80 çoğunluğun paylaştığı söyleniyor.

İşin özü, hem adil bölüşümlü bir düzeni hem de herkese eşit uygulanan bir hukuk sistemini hakim kılmadan toplumsal kalkınmayı ve barışı inşa edemeyiz.

Yorumlar