İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Çatalca’da akran zorbalığı

Çatalca’da akran zorbalığı

Bir ilkokul bahçesinde, bir çocuğun kalemi yere düşüyor. Diğeri onu yerden alıp alay ediyor, “Beceriksiz!” diye bağırıyor. Küçük bir gülüş dalgası yayılıyor çevreye. Oysa o gülüş, bir çocuğun kalbine bıçak gibi saplanıyor. İşte zorbalık, tam da böyle başlıyor — bir bakışla, bir kelimeyle, bir sessizlikle.

Zorbalık sadece fiziksel değildir. Sözlü ve duygusal şiddet de en az yumruk kadar yıkıcıdır. Sosyal medyada, sınıf gruplarında, okul bahçelerinde her yerde büyüyen bir gölge gibi yayılır. Ve ne yazık ki, birçok çocuk bu gölgenin içinde yalnız kalır.

Çatalca’nın öğretmenleri, rehberlik servisleri, bazı duyarlı veliler bu konuda sessiz bir mücadele yürütüyor. Öğrenciler arasında empati çalışmaları, zorbalığa karşı bilinçlendirme seminerleri yapılıyor. Ama hâlâ yeterli değil. Çünkü çocuklar, gördükleri her davranışı model alıyor.

Bir çocuk evde bağırışa, aşağılama sözlerine şahit oluyorsa, okulda aynı dili öğreniyor. O yüzden çözüm sadece okulda değil, evin kalbinde, aile içi iletişimde başlıyor.

Bir etkinlikte şöyle bir olayla karşılaştım.

Çocuklara “Birini üzmeden de güçlü olunabilir mi?” sorusu soruldu. Cevaplardan biri hâlâ kulaklarımda çınlıyor:

“Ben güçlü olmak istemiyorum, çünkü güçlüler bazen kötü oluyor.”

İşte bu cümle, bir neslin bize fısıldadığı gerçeği anlatıyor: Güç, başkalarını ezmekle değil; onları koruyabilmekle ölçülür.

Çatalca’da, köy okullarından merkez liselerine kadar her yerde bu konuda konuşmamız gerekiyor. Okul bahçelerinde “Birlikte Güçlüyüz” panoları, veli toplantılarında “Zorbalık Farkındalığı” köşeleri oluşturulmalı. Öğrencilere yalnız olmadıklarını hissettirecek küçük adımlar bile büyük dönüşümler yaratabilir.

Unutmayalım, bir çocuğun gözyaşı sessizdir ama yankısı yıllarca sürer.

 

Yorumlar