İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Ekranlarda kayıp nesiller

Ekranlarda kayıp nesiller

Bir zamanlar televizyonun başına oturmak keyifti…

Ailece diziler izlenirdi. Mahalle kültürünü anlatan, dostluğu, sevgiyi, saygıyı öğreten yapımlar vardı.

Bugün dönüp baktığımızda, o ekran artık sadece bir “eğlence kutusu” değil, adeta bir yönlendirme aracı haline gelmiş durumda. Ama ne yazık ki iyiye değil, kötüye yönlendiren bir araç...

Eskiden dizilerden ders alınırdı. Şimdi diziler, insanı derslerden uzaklaştırıyor.

Bir bakıyorsun mafya dizisi… Silahlar, şiddet, hesaplaşmalar…

Sanki herkes “birine racon kesmeden adam olunmaz” sanıyor artık.

Bir diğeri, akşam kuşağında sözde “reality show” diye yayınlanıyor ama içinde ne gerçek var, ne edep. İnsanların özel hayatları reyting malzemesi olmuş, izleyen de farkında olmadan bu saçmalığı “normal” sanıyor.

Bu ülke, yıllarca sanatla, kültürle büyüdü. Televizyon bir dönem eğitim aracıdır diye anlatılırdı.

Ama şimdi?

Sabah kuşaklarında dedikodu, akşam kuşaklarında ihanet, gece kuşaklarında şiddet…

Bir kuşak da ekranların önünde sessizce kayboluyor.

Kimse kusura bakmasın ama bu diziler, bu programlar bir toplumun aynası değil, olsa olsa toplumun düşüşünü hızlandıran birer vitrin.

Küçük çocuklar, gençler, kadınlar, erkekler... Herkes bir şekilde bu içeriklerden etkileniyor.

Mafya dizisinde “adamlık” arayan, ihanet dizisinde “aşk” bulan, magazin programında “hayat” sanan bir kitle büyüyor.

Ve en acısı, bu durumu eleştiren de az.

“İzleniyor ama” diyerek her şeyin üzeri örtülüyor.

Oysa reyting uğruna kaybedilen şey, geleceğimizin vicdanı…

Televizyonun amacı sadece eğlendirmek değildir.

Bazen düşündürmek, bazen öğretmek, bazen bir farkındalık yaratmaktır.

Ama artık kanallar arası zap yaparken “hangisi daha çok yozlaştırıyor” diye yarışır hale geldik.

Ben artık televizyonu açtığımda merak etmiyorum ne var diye.

Çünkü biliyorum: ya bir kavga, ya bir ihanet, ya bir silah patlayacak.

Ve bu döngü, her geçen gün biraz daha sıradanlaşıyor.

Türkiye’nin ekranları temizlenmeden, Türkiye’nin toplumsal zihniyeti de kolay kolay toparlanmaz.

Çünkü ekran, artık sadece bir cam değil…

Toplumu biçimlendiren bir ayna.

Ve o aynaya baktığımızda gördüğümüz şey, bizi düşündürmeli.

 

Yorumlar