İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Deprem öldürmez unutmak öldürür

Deprem öldürmez unutmak öldürür

2 Ekim’de İstanbul yeniden sallandı. Beş büyüklüğünde bir deprem… Kimi için sıradan bir titreşim, kimi için yüreğin derinlerinde patlayan bir korku. Hepimiz biliyoruz ki bu toprakların kaderinde deprem var. Ama aynı zamanda unutmaya, ertelemeye, görmezden gelmeye de ne yazık ki yatkınız.

Yerin altındaki fay hattı aslında bize sürekli bir şey fısıldıyor: “Hazır mısınız?” Bizim cevabımız ise her defasında koca bir suskunluk oluyor. Çocuklarımız okullarda tahliye edilirken, anneler pencereden sokağa bakıp dua ediyor; oysa belediyelerin ve devlet kurumlarının yıllardır tekrarladığı önlem listeleri hâlâ raflarda tozlanıyor.

Benim için bu sarsıntı yalnızca bugünün korkusu değil, geçmişin acı hatıralarıdır. Çünkü ben 1999 Marmara depremini yaşadım. O geceyi unutamıyorum: karanlık gökyüzü, siren sesleri, enkazların arasından yükselen feryatlar… Toprağın uğultusu hâlâ kulaklarımda. O an anladık ki, deprem değil; ihmal, yolsuzluk ve hazırlıksızlık öldürür.

Aradan çeyrek asır geçti. Ama hâlâ aynı soruları soruyoruz: Binalarımız gerçekten sağlam mı? Afet planlarımız hazır mı? Çocuklarımız güven içinde mi? Yerin altı sessiz; susmuyor, sadece bekliyor. Asıl mesele, biz hazır mıyız?

Dünkü sarsıntı belki bir uyarıydı. Daha büyüğü geldiğinde aynı çaresizliği yaşamamak için bugünden sorumluluk almak zorundayız. Belediyelerin, devletin ve bizlerin yapacağı her küçük hazırlık, aslında büyük felaketlerin önüne geçebilir.

Deprem bize insanın kırılganlığını hatırlatıyor. Ama kırılganlığımızı aşmanın tek yolu, sorumlulukla örülmüş bir dayanışmadır. Unutmayalım: Unutmak, en büyük felakettir. Geçmişin enkazını hatırlayarak, geleceğin hayatlarını koruyabiliriz.

 

Yorumlar