İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Demokrasiye darbe!

Demokrasiye darbe!

Türkiye’de demokrasi, her geçen gün daha ağır bir sınavdan geçiyor. Son olarak CHP İl Başkanlığı’na kayyum atanması, iktidarın muhalefeti tasfiye etme ve ülkenin siyasal hayatını tek renkli hale getirme niyetini bir kez daha ortaya koydu. AKP’nin bu tavrı, yalnızca CHP’ye değil, aslında bütün Türkiye’nin demokratik değerlerine yönelik bir saldırıdır.

Kayyum uygulamaları uzun süredir Türkiye’nin gündeminde. Önce seçilmiş belediye başkanlarına uygulanan bu anti-demokratik yöntem, şimdi ise siyasi partilerin il örgütlerine kadar uzatıldı. Bu, iktidarın artık sadece yerel yönetimleri değil, doğrudan siyasi partileri de hedef aldığı anlamına geliyor. Yargı eliyle alınan bu kararların hukuki bir temeli yoktur; tamamen siyasi vesayet anlayışının ürünüdür. Bugün CHP’ye, dün HDP’ye, yarın başka bir siyasi oluşuma… Bu kısır döngü, Türkiye’de demokrasiye vurulmuş zincirlerden başka bir şey değildir.

AKP iktidarı, “milli irade” söylemini her fırsatta diline dolarken, aslında halkın iradesini hiçe saymaktadır. Atanan kayyumlar, milletin oyuyla belirlenmiş yöneticilerin yerine oturtulmakta, adalet ise bir sopa gibi kullanılmaktadır. Yargı bağımsızlığı çoktan rafa kaldırılmış, yargı mensupları iktidarın siyasi çıkarlarına göre pozisyon alan figürlere dönüştürülmüştür. Bu tablo, Türkiye’yi ileriye değil, geriye; demokratikleşmeye değil, otoriterliğe sürüklemektedir.

Bugün hükümet, kendi iktidarını korumak uğruna ülkenin demokrasisine dinamit koymaktadır. Farklı seslere, muhalefete, özgür medyaya tahammülü olmayan bu zihniyet, aslında kendi çöküşünün işaretlerini de vermektedir. Çünkü halk, baskı rejimlerinden er ya da geç hesap sormasını bilir.

Bu noktada CHP’nin tavrı önemlidir. Genel Başkan Özgür Özel’in son dönemde sergilediği kararlı muhalefet ve halka dokunan siyaset tarzı, Türkiye’de umut ışığı olmuştur. Özel, bir yandan iktidarın hukuksuzluklarını cesurca dile getirirken, diğer yandan da partisini toplumun geniş kesimleriyle buluşturan kapsayıcı bir siyaset geliştirmektedir. Özellikle emeklilerin, işçilerin, gençlerin ve kadınların sorunlarını gündeme taşıması, CHP’nin yeniden halkın partisi olma yolunda ilerlediğinin göstergesidir.

Ancak geçmişin hatalarından da ders almak gerekir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun uzun süren genel başkanlığı, ne yazık ki partiyi iktidara taşıyamamış, birçok fırsat heba edilmiştir. Gürsel Tekin gibi isimlerin ise, parti içindeki tavırlarıyla zaman zaman CHP’nin birlik ve direncine zarar verdikleri ortadadır. Bugün CHP, kendi içindeki enerjiyi bölmeye değil, bütünleştirmeye ihtiyaç duymaktadır. Bu bağlamda, geçmişte yapılan hataların tekrar etmemesi için parti kadrolarının daha dikkatli, daha sorumlu davranmaları şarttır.

Türkiye’nin önünde çok kritik bir süreç vardır. İktidarın anti-demokratik baskılarına karşı, muhalefetin hem kararlı hem de halkla iç içe bir duruş sergilemesi gerekmektedir. CHP’nin bugünkü yönetimi bu konuda umut vaat etmektedir. Özgür Özel liderliğinde atılan adımlar, demokrasinin yeniden filizlenmesi için önemlidir.

Sonuç olarak; CHP İl Başkanlığı’na kayyum atanması, yalnızca bir partiye değil, hepimize yapılmış bir darbedir. Bu darbe, iktidarın tükenmişliğinin ve çaresizliğinin göstergesidir. Demokrasiyi savunmak için, susmamak, korkmamak ve mücadeleyi büyütmek zorundayız. Çünkü demokrasi yalnızca sandıkta değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünde, basın özgürlüğünde, örgütlenme hakkının korunmasında ve muhalefetin var olma hakkına saygı duyulmasında yaşar.

Yorumlar