İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Sessizlik mi disiplin mi?

Sessizlik mi disiplin mi?

Yıllardır kulaklarımızda yankılanan o tanıdık ses: dersin başlangıcını ve bitişini haber veren zil... Eğitim hayatımızın en değişmez sembollerinden biri oldu. Ancak artık bu alışkanlık da tarihe karışmak üzere. Milli Eğitim Bakanlığı, pilot uygulamalarla birlikte “zilsiz okul” sistemine geçmeyi gündeme aldı. Peki bu sessizlik, gerçekten de eğitimde devrim mi getirecek?

Kulağa hoş geliyor değil mi? Daha modern, daha özgür, daha sorumluluk sahibi öğrenciler... Ama işin aslı bu kadar romantik değil. Çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek güzel bir hedef olabilir, ama yıllardır oturmuş bir düzeni kökten değiştirmek öyle kolay mı?

Unutmayalım: O zil sadece bir ses değildi. Teneffüsün mutluluğunu, sınıfa yetişmenin heyecanını, çocukluğun ritmini belirleyen bir işaretti. Şimdi “zili kaldırıyoruz” diyerek, aslında okul kültürünün köklerinden birini söküp atıyoruz.

“Dışarıda hayatın zil sesi yok, zamanı yönetmeyi öğrensinler” deniyor. Peki, çocukların yaşına, psikolojisine bakılacak mı? Saat bilinci daha tam oturmamış, dikkat dağınıklığı yaşayan bir ortaokul öğrencisine “zilsiz disiplin” dayatmak gerçekten çözüm mü olacak? Yoksa sınıflarda kaos mu çıkacak?

Kaldı ki dünyada örnekleri var diye hemen övgüler düzüyoruz. Evet, Finlandiya’da zilsiz okul var. Ama Finlandiya’nın eğitim sistemiyle Türkiye’nin eğitim sistemi aynı mı? Öğretmenlerin koşulları, sınıf mevcutları, velilerin eğitime yaklaşımı aynı mı? Kopyala-yapıştır eğitim politikalarıyla bu ülkenin sorunları çözülemez!

Sorulması gereken soru şu: Zil gerçekten eğitimimizin en büyük derdi miydi? Öğretmen açığı, kalabalık sınıflar, fırsat eşitsizliği, müfredat tartışmaları ortadayken, biz kalkmış zil sesinin peşine düşüyoruz.

Elbette yenilikten korkmayalım, ama sorumluluk bilinci kazandırmak istiyorsak önce sistemin kendisine disiplin kazandıralım. Yoksa ortada ne zil kalır ne düzen... Çocuklarımız ise yine deneme tahtasına dönmüş olur.

Yorumlar