İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Samimiyetsizliğin yeni tanımı Alevi açılımı

Samimiyetsizliğin yeni tanımı Alevi açılımı

Türkiye’de iktidarın zaman zaman gündeme getirdiği “açılım” başlıklarının her biri aslında demokrasi, eşit yurttaşlık ve özgürlükler açısından bir sınavdır. Ancak geçmiş tecrübeler bize gösteriyor ki bu açılımlar hiçbir zaman gerçek anlamda samimi bir adalet ve eşitlik arayışının ürünü olmadı. Bugün dillendirilen olası “Alevi açılımı” da aynı şekilde iktidarın samimiyetini sorgulamamıza yol açıyor.

Aleviler yıllardır bu ülkede kimlikleri, inançları ve ibadet biçimleri nedeniyle ötekileştiriliyor. Cemevleri hâlâ yasal statüye kavuşturulmuş değil, zorunlu din dersleri Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen sürdürülüyor. Alevi vatandaşların en temel talebi, yani eşit yurttaşlık hakkı, her fırsatta erteleniyor, görmezden geliniyor. Bugün “açılım” adı altında masaya getirilenler de çoğu zaman sembolik ve göstermelik adımlardan öteye geçmiyor. Çünkü mesele çözüm üretmekten çok, siyasi iktidarın kendi ikbalini tahkim etme çabası olarak görülüyor.

Hatırlayalım: Bir dönem “Kürt açılımı” da Türkiye’de en önemli tartışma konularından biriydi. Barış, demokrasi ve birlikte yaşama iradesi vaat edildi. Ancak sonuç ortada: Çöken masalar, yükselen çatışma ortamı, geri adımlar ve yeni baskı politikaları… Kürt sorununda gösterilen samimiyetsizlik, aslında iktidarın demokrasi konusundaki gerçek niyetini çok net biçimde ortaya koydu. Bugün aynı anlayışın Alevi toplumuna yönelik “açılım” diye sunulan girişimlerde de kendini tekrarlaması şaşırtıcı olmayacaktır.

Çünkü iktidarın hak ve özgürlükler konusundaki sicili bellidir. Basın özgürlüğünden ifade özgürlüğüne, örgütlenme hakkından yargı bağımsızlığına kadar her alanda ciddi bir gerileme söz konusu. Demokratik değerleri içselleştirmemiş, çoğulculuğu benimsememiş bir yönetimin, Alevilerin ya da Kürtlerin sorunlarını çözmekte samimi olmasını beklemek gerçekçi değildir.

Bugün atılması gereken adımlar bellidir: Cemevlerinin ibadethane statüsü tanınmalı, zorunlu din dersleri kaldırılmalı, Kamuda liyakat esas alınmalı, ayrımcılığa son verilmelidir. Kürt meselesinde ise barışçıl ve demokratik bir çözüm için şeffaf, toplumsal mutabakata dayalı bir süreç yürütülmelidir. Ancak bunların hiçbiri günü kurtarmaya yönelik hamlelerle, seçim öncesi verilen göz boyayıcı vaatlerle hayata geçirilemez.

Türkiye’nin ihtiyacı, samimiyetle, cesaretle ve demokratik bir vizyonla atılacak adımlardır. Ne yazık ki bugünkü iktidarın ne samimiyeti ne de iradesi bu noktada yeterli görünmektedir. Alevi açılımı da tıpkı Kürt açılımı gibi siyasi bir manevranın ötesine geçmeyecek gibi duruyor.

Yorumlar