İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Sahte diploma ve muhalefete baskılar

Sahte diploma ve muhalefete baskılar

Türkiye’de son dönemde gündemi sarsan sahte diploma skandalı, sadece eğitim sistemimizin değil, siyasi etik anlayışımızın da ne kadar yıprandığını gözler önüne serdi. Skandalın ortaya çıkmasıyla birlikte hükümet, kamuoyuna sert mesajlar vererek “hesap soracağız” çıkışı yaptı. Ancak ne yazık ki bu sert tavır, uygulamada yalnızca belirli kesimlere yönelirken, iktidara yakın çevreler söz konusu olduğunda aynı kararlılık pek de hissedilmedi.

Tam da bu noktada, ana muhalefet partisi CHP, hükümetin bu tutumunu haklı olarak eleştirdi; yargının ve idarenin tarafsız hareket etmesi, skandalın kim olursa olsun tüm sorumlularını kapsayacak şekilde soruşturulması gerektiğini vurguladı. Ancak CHP’nin bu haklı eleştirileri, demokratik bir ülkede olması gereken şekilde tartışılmak yerine, baskı ve sindirme politikalarıyla karşılık buldu.

Basın açıklamaları, meclis konuşmaları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle CHP’li siyasetçiler hakkında soruşturmalar açılması, demokratik siyaset zeminini daraltmakta ve ifade özgürlüğünü tehdit etmektedir. Oysa ki demokrasinin en temel ilkesi, iktidarın eleştiriye tahammül göstermesi ve hesap verebilir olmasıdır. Muhalefetin görevi, ülkenin sorunlarını dile getirmek, yanlış gördüğü uygulamalara itiraz etmek ve halk adına denetim yapmaktır.

Bugün geldiğimiz noktada ise tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız: Sahte diplomalarla ilgili gerçek bir hesaplaşma yerine, meseleyi gündemde tutan, sorgulayan ve hesap sorulmasını isteyen muhalefet hedef alınmaktadır. Bu durum, hem adalet duygusunu hem de demokrasiye olan inancı zedelemektedir.

Unutulmamalıdır ki, sahte diplomalar yalnızca bireysel bir ahlaksızlık değil, aynı zamanda kamu düzenine ve liyakat sistemine yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırının üstünü örtmek veya gündemi değiştirmek için muhalefeti baskılamak, aslında sorunun kendisini büyütmekten başka bir işe yaramaz. Türkiye’nin ihtiyacı, her kim olursa olsun, liyakatsizliğe ve sahteciliğe karşı aynı kararlılığı gösterecek, bağımsız ve tarafsız bir hukuk düzenidir.

Gerçek adalet, yalnızca siyasi rakipler söz konusu olduğunda değil, iktidara yakın çevreler için de işletildiğinde adalet olur. Gerçek demokrasi ise, muhalefetin özgürce konuşabildiği, eleştirilerini korkmadan dile getirebildiği bir ortamda mümkündür. Bugün yapılması gereken, hem sahte diploma skandalının tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması hem de demokratik muhalefetin üzerindeki baskının son bulmasıdır.

Yorumlar