İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Emeğin gaspı

Emeğin gaspı

Çocukları “Eti senin kemiği benim” denilerek öğretmene teslim edilen bir kültürden geldik bizler. Ardından, “Ceketimi satar çocuğumu yine okuturum” dedi atalarımız. Hiç kimse hak edilmemiş bir diplomanın peşinde koşmadı. Onun içindir ki bizim kuşağın ortaokul mezunları dahi şimdilerin üniversite mezunlarından daha bilgilidirler. Geldiğimiz noktada, parayla sahip olunan diplomalar, ehliyetler, sağlık raporları havada uçuşmaya başlamış… 
Ne acıdır ki parayla her şeye sahip olunabileceğine kendini inandırmış emeği ve hakkı umursamayan, vicdandan yoksun bir topluma dönüşmüşüz. Sahtekarlık, hırsızlık ve dolandırıcılık almış başını gitmiş. Yani ülke olarak tam bir çürümüşlüğün kıskacında yaşamak zorunda bırakılmışız.  Bunun tek bir izahı var; iyi yönetilmiyoruz… Tek adam yönetiminin yansımaları bunlar. Ülke yoksullaştıkça yasadışı her türlü olaya gebe kalıyor bu sistem.
Kurumlar, liyakatsiz yandaşların elinde eriyip giderken işi bilene değil yandaşa vermenin ülkeyi getireceği nokta bundan başkası olamazdı zaten.
Öyle aileler gördük ki meğer atadan, dededen bürokratlarmış. Nereye adam lazımsa hemen bulup hem de sınavsız kamuda işe yerleştiriyorlar. Oh ne ala değil mi?
Hayatında bir üniversitenin önünden dahi geçmemişlerin elinde dolaşıyor üniversite diplomaları… Siparişle istediğin diplomayı veriyorlar. Devletin en gizli mahremlerine kadar girerek parayı verene, profesör, doçent, mühendis, avukat, psikolog diplomaları üretmişler. Bu sahtekarlığı, şeytanın aklına gelmeyecek yöntemlerle yapmışlar. Ölen meslek sahibi kişilerin yerine yetkililerin elektronik imzalarını kullanarak e-Devlet sistemine girip üniversite mezuniyet bilgilerini amaçları doğrultusunda değiştirmişler.
İşte ülke için beka sorunu tam da budur.
Siyasi rakip olarak gördüklerinin diplomasını iptal ettirmek için her türlü gücünü kullanan iktidar maalesef yüzlerce sahte diplomayla yüzleşti.
Bunları yapabilenlerin neyi yapamayacaklarını artık varın siz düşünün.
Kurumlara olan güven dibe vurmuş. Sokağa çıkıp vatandaşa sorduğunuzda kurumlara olan güvenin hemen hemen hiç kalmadığını görürsünüz. Liselere girişten başlayın, üniversite sınavlarına, oradan KPSS’ye kadar hiçbir sınavın adil olduğuna inanmıyor insanlar. Geleceğimiz olan gençlerin devlete güveninin kalmaması ne kadar acı değil mi?..
Diploma sahtekarlığı boyutunun, kamuoyuna yansıyandan daha büyük olduğuna inananlardanım. Özellikle son yirmi, yirmi beş yılı mercek altına almalıyız. Ceketini satıp çocuğunu okutan vefakar insanlarımızın vebalini almak istemiyorsanız bunun üzerine gidin. Ucunun nereye varacağı hiç önemli değil.
Diplomaların kullanıldığı her kurum, kendisine ibraz edilen diplomanın alındığı kurum vasıtasıyla sorgulama yapmalı. Üniversiteler kontrol yaparken dijital kayıtlara da itibar etmeden -çünkü bu sahtekarlar oralara da müdahale etmişler gibi görünüyor- alınan dersler ve notlara da bakmalılar. ÖSYM’nin sınav sonuç belgeleri de dahil her yeri kontrol ederek vatandaşın elindeki diplomanın doğruluğundan emin olsunlar.
“Gerçek üniversite” mezunları iş bulamadıkları için intihar ederken sahtekarların yumuşak koltuklarında oturup ballı maaşlar almaları hakka ve hukuka hasret toplumun içinde yara olarak kalmamalı… Sorumlular bulunup cezalandırılırken ihmali olanlar da görevlerinden uzaklaştırılmalı. Yoksa her gün artan bu pisliği temizleyecek kimyasal da bulamayacaksınız…

Yorumlar