İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Yapay zekâ kendi kendine tasarım yapabilir mi?

Yapay zekâ kendi kendine tasarım yapabilir mi?

Yapay zekâ modelleri, mühendislik hesaplamaları, hukuk, video oyunları hatta kanser tedavisinde bile kullanıyor. Mimarlık ve tasarım dünyası da gelişen teknolojinin etkisiyle sürekli olarak bir değişim içerisinde. Bu süreçte en büyük aktörlerden biri de şüphesiz ki yapay zekâ (YZ). Mimari tasarım yaklaşımı her ne kadar toplumdan topluma değişse de mimarin temel dinamiği olan insan faktörü ortak. Bu da mimarlığın teknolojik süreçlerden etkilenme hızını arttırıyor.

YZ algoritmaları karmaşık tasarım problemlerine daha hızlı bir çözüm üretilmesini sağlayabiliyor. Bu sayede mimarlar, geleneksel yöntemlerle haftalar sürecek tasarım iterasyonlarını çok daha kısa sürede tamamlayabiliyor. Detaylı uygulama süreçlerinde değilse bile hızlı konsept üretimi, müşteriyle tasarımcı arasındaki iletişimi kuvvetlendirecek şekilde hızlı konsept üretme konusunda yapay zekâ iyi iş görüyor. Bu da belki haftalarca sürecek bir iletişim sürecini belki de saatlere indirmek demek.

Şimdi biraz geriye gidelim. Çok değil, 1950’lerin başlarına kadar gitsek yeterli. Mimarların oldukça aşina olduğu T-cetveller, gönyeler, aydınger kağıtlar yerini 90’lı yıllara doğru CAD programlarına bıraktı. Dolayısıyla aylarca süren çizim süreçleri günlere inmeye başladı. 2000’li yılların ortalarına kadar bilgisayarla daha hızlı ve daha hassas çizimler yapıldı. Ayrıca daha karmaşık yapılar inşa edildiği için de daha çok çizime ihtiyaç duyulur oldu. Örneğin, 1700’lerde inşa edilen bir bina için birkaç çizim gerekirken, 1900’lerde inşa edilen bir bina içinse yaklaşık 20 çizim gerekebilirdi. 2000’li yılların ortalarından sonra büyük projelerin inşası için1.000'den fazla çizim gerekebiliyor. Şu an ise bambaşka süreçler konuşuyoruz.

Ancak hala YZ bir binayı üç boyutlu olarak ele alamıyor. Yani bu araçlar bir binanın “tam olarak” ne olduğunu anlamıyor. Şu an bir prompt yazıp, "Tamam,  şimdi katlar arası yüksekliği 3 metre ve döşeme yüksekliğini 39 santimetre yapın ve camı biraz daha yansıtıcı yapın," dersem, üçüncü görevi tamamlayabilir çünkü bu, ekrandaki piksellerin manipülasyonudur. Ancak binanın iç tasarımını ele alamaz. Çünkü bir mekân maddi bir yapıya sahiptir. Onu tasarlamanın etrafında bir mantık, inşa etmenin etrafında farklı bir mantık ve onu kullanmanın etrafında üçüncü bir mantık vardır.

Bununla beraber mimarlık, içinde sanat, duygu, felsefe gibi analitik olmayan kavramları da içerisine aldığından yapay zekanın tümüyle mimarların mesleğini elinden alacağını düşünmüyorum. Aksine günümüzde yeni nesil mimarlar sıkıcı ve tekrarlayan süreçleri yapay zekâ yardımıyla hızlandırarak tasarım stratejilerine daha çok odaklanabilirler. Araştırmalar yapay zekanın üretkenlik sürecine yüzde 30 katkıda bulunduğunu gösteriyor ama bunun yanı sıra anketlere göre de mimarların yüzde 60’ı henüz yapay zekayı etkin şekilde kullanmıyor. Çağa ayak uydurmak ve rekabet edebilmek açısından bu becerileri bir an önce elde etmek önemli.
Unutmamak gerekir ki yapay zekâ bizim için birer araçtır ve mimarın inisiyatifini ortadan kaldırmaz. Tüm kararları yine de bir insan verir. Empatik ve makul tasarım

Yorumlar