İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Uzakta bir sarsıntı, yakında bir ders: Rusya depremi ve Türkiye

Uzakta bir sarsıntı, yakında bir ders: Rusya depremi ve Türkiye

Rusya’nın doğusunda meydana gelen 8.8 şiddetindeki güçlü deprem, yalnızca coğrafi sınırlar içindeki bir doğa olayı değil, aynı zamanda bölgesel bir uyanış çağrısı niteliği taşıyor. Yerin metrelerce altından gelen bu sarsıntı, insanlığa bir kez daha doğanın gücünü ve bizim bu güç karşısındaki kırılganlığımızı hatırlattı.
Deprem; Rusya'nın Kamçatka bölgesinde ya da Kuril Adaları civarında, yani Pasifik Ateş Çemberi’nin aktif fay hatları üzerinde gerçekleşti. Can kaybı yaşanmaması sevindirici olsa da, bu tür sarsıntılar bizlere sadece Rusya’nın değil, benzer risk altında bulunan tüm ülkelerin, özellikle de bizim gibi deprem kuşağında yer alan Türkiye’nin, hazırlıklarını gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor.
Türkiye için uyarı niteliğinde
Rusya’daki bu son deprem, bize sanki bir uyarı mektubu gibi ulaşıyor. “Unutmayın, sıra size de gelebilir” diyor adeta. Türkiye, Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu Fay Hatları üzerinde yer alan, yüzyıllardır irili ufaklı yüzlerce depremin acısını yaşamış bir ülke. 1999 Gölcük depremi, 2020 Elazığ ve 2023 Kahramanmaraş depremleri hâlâ hafızalarımızda taze. Her yeni sarsıntı, geçmişin hayaletlerini yeniden gün yüzüne çıkarıyor.
Depremle yaşamak, onu ciddiye almakla mümkün olur. Ne yazık ki ülke olarak hâlâ afet sonrası reflekslerle yaşamaya alışığız. Oysa asıl mesele, afet öncesi hazırlıkta saklı. Kentsel dönüşümün hızlandırılması, yapı denetimlerinin daha sıkı hale getirilmesi, halkın deprem bilinci konusunda eğitilmesi gibi önlemler artık bir seçenek değil, zorunluluk.
Belki Rusya’daki bir deprem bizden binlerce kilometre uzakta olabilir. Ancak önemli olan mesafe değil, bu olaydan ne kadar ders çıkarabildiğimiz. Doğa, sınır tanımıyor. Ve ne yazık ki zaman da. Bir sonraki depremin nerede, ne zaman olacağını bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, olacak olduğudur.
Bu yüzden yalnızca Rusya'yı değil, Japonya’yı, Şili’yi, Endonezya’yı da izlemeliyiz. Sarsıntı sadece yeryüzünü değil, zihnimizi de titretsin. Çünkü tedbir, en az sarsıntının kendisi kadar güçlü olabilir.
Unutmak En Büyük Tehlike
Afetlerden ders almak, hafızayı diri tutmakla mümkündür. Bir başka ülkede yaşanan felaketi "uzak" diye kenara itmek, aslında kendi geleceğimize gözlerimizi kapatmaktır. Bugün Rusya, yarın biz. Bugün onlar hazırlıklıysa, biz neden hâlâ hazır değiliz? Bu soruyu her sarsıntıda kendimize sormalı, yanıtını da sadece sözle değil, eylemle vermeliyiz.
Depremin sesi dünyanın her yerinde aynı yankılanır: “Hazır mısın?”
O soruya vereceğimiz cevap, bizim kaderimizi belirleyecek.

Yorumlar