İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Lozan’ı anlamak

Lozan’ı anlamak

Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılınca özgürlüğümüzü yitirmiş olduk. Mondros Mütarekesi’yle emperyalist kan emici devletler, ülkemizin her köşesini işgal etmeye başladılar. Kendi ülkemizde adeta sığınmacı durumuna düşürüldük. Ardından gelen Sevr Antlaşması’yla da İç Anadolu’da küçük bir alana sıkıştırılmak istendik. Bir tür esarete mahkum olmakla karşı karşıya kaldık. Tam da bu anda hayatı pahasına ortaya çıkan ve vatan için sorumluluk alan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları olmak üzere milli mücadeleyi başlatmak için ellerindeki İngiliz vizesiyle 16 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuruna binip umuda doğru yol aldılar. Çünkü Gazi Mustafa Kemal, kurtuluşun umudunu Anadolu’da görüyordu. Samsun’a ayak bastıklarında tarih 19 Mayıs 1919’u gösteriyordu.

Kurtuluş mücadelesini başlatacağını söylediğinde arkadaşları: "Ordu yok" dediklerinde, "Kurulur "dedi. "Para yok" dediklerinde "Bulunur" dedi. "Düşman çok" dediklerinde "Yenilir" dedi. Çünkü o, Türk milletinin esareti kabul etmeyeceğini çok iyi biliyordu. 

“Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. İstanbul hükumeti aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gösteriyor. Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diye devam eden Amasya Genelgesi’nin ardından toplanan Erzurum ve Sivas Kongreleri. Nihayetinde 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması…

“Ya istiklal ya ölüm” parolasıyla başlayan milli mücadeledeki galibiyetimiz 11 Ekim 1922’deki Mudanya Sözleşmesi’yle dünyaya ilan edildi. Ardından İsviçre’nin Lozan şehrinde İsmet İnönü’nün liderliğinde görüşmelere başlandı. Heyetimizin elinde 14 maddeden oluşan bir talimat vardı. Bunların hiçbirinden taviz verilmemesi istenmişti Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından. Bunların en başında bu topraklarda bir Ermeni devletinin kurulmaması ve kapitülasyonların kaldırılması konusunda asla pazarlık yapılmaması vardı. Tam bağımsızlık konusu ve ülke bütünlüğü ilkeleri her şartta korunacaktı.

Görüşmeler sonunda antlaşma sağlanamayan konular sonraya bırakılmak suretiyle Türk Ulusunun bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldılar. Bu antlaşmayla Türkiye tüm dünya devletleri tarafından kabul edilmiş oldu.

Başta da söylediğim gibi emperyalist devletler tarafından esaret altına alınmak istenen bir toplumdan tam bağımsız bir ülkenin kurulduğunun kabul edildiği antlaşmanın adıdır Lozan Antlaşması. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur. Bazı geri kafalıların söylediği gibi zaman sınırı ve gizli maddeleri yoktur.

Son günlerde “Terörsüz Türkiye” söylemlerinin satır aralarında Lozan’a atıf yapılarak yeni tartışma alanları yaratmak bu ülkeye ihanet olur.

Ülkemizde terör istemediğimiz gibi Lozan Barış Antlaşması’nın tartışılmasını da istemiyoruz.

Lozan’ı anlamak ve korumak ülkemize, cumhuriyetimize ve geleceğimize sahip çıkmaktır.

 Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış dünyada barış” sözü, barışçıl bir ülke ve dünya için rehberimiz olmaya devam edecektir…

Yorumlar