İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Ayşe Barım'ın tutukluluğu ve hukukun iflası...

Ayşe Barım'ın tutukluluğu ve hukukun iflası...

Ayşe Barım’ın tutuklanmasıyla birlikte Türkiye’de adalet mekanizmasının çöküşüne bir halka daha eklendi. Barım, yalnızca bir siyasi figür değil, aynı zamanda toplumun vicdanını temsil eden, düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip çıkan bir isimdi. Ancak bugün, onu dört duvar arasına hapseden şey, bir suç değil; mevcut iktidarın muhalefete karşı tahammülsüzlüğüdür.
Barım hakkında ortaya atılan suçlamaların ne kadar mesnetsiz olduğu ortada. Delil yok, somut bir suç isnadı yok, kamuya tehdit oluşturabilecek bir eylem yok. Olan tek şey, muhalif bir partinin aktif bir ismini susturma gayreti. Bu, bireysel bir adaletsizlikten ibaret değil; Türkiye’deki sistematik hukuk sorunlarının, otoriterleşen iktidarın ve demokrasiden uzaklaşmanın somut bir tezahürüdür.

Hukuksuzluk dalgası büyüyor

İktidar, uzun süredir yargıyı siyasallaştırarak elinde bir sopa haline getirdi. Özellikle son yıllarda CHP’li belediyelere, siyasetçilere ve muhalif gazetecilere dönük art arda gelen soruşturmalar, artık bir örüntüye dönüştü. Hukuk, iktidarın çıkarlarına göre biçim alan bir araç haline getirildi. Bu durum yalnızca muhalifleri değil, tüm toplumu tehdit ediyor.
Ayşe Barım’ın tutukluluğu, bu yeni otoriter normalin bir parçası. Hukukun temel prensipleri olan masumiyet karinesi, delil temelli yargılama ve kişi özgürlüğü hiçe sayılıyor. Barım'ın şahsında cezalandırılmak istenen, sadece kendisi değil; onun temsil ettiği muhalif çizgi, özgür düşünce ve örgütlenme hakkıdır.

İfade özgürlüğü kalmadı gibi

Bugün Türkiye’de ifade özgürlüğü, sadece anayasada bir kavram olarak kalmış durumda. Fiiliyatta, eleştirel her ses bastırılıyor. Üniversiteler suskun, sendikalar sindirilmiş, basın büyük ölçüde ya susturulmuş ya da iktidara entegre edilmiş durumda. Kalan birkaç bağımsız ses ise sürekli olarak hedefte.
Bu baskıcı atmosfer, yalnızca muhalif siyasetçileri değil, sıradan yurttaşı da korku sarmalında yaşamaya zorluyor. Sosyal medya paylaşımları nedeniyle insanlar gözaltına alınıyor, toplantı ve gösteri hakkı fiilen engelleniyor. Türkiye, ifade özgürlüğü, basın hürriyeti ve yargı bağımsızlığı gibi temel demokrasi göstergelerinde dünya sıralamasının en altlarına gerilemiş durumda.

Yorumlar