İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Dönmüyor giden

Dönmüyor giden

“Şimdiki aklım olsaydı ertelemezdim, ihmal etmezdim anı biriktirmeyi. Seni öpe koklaya, kokunu içime çeke çeke yüreğini yüreğime saramadım ya ona yanarım, yanarım ki ne yanarım. An bu an, vakit bugün. Sev hadi gönlüm, yarını meçhul ömrün, dönmüyor giden...”
Bazı insanların hayatında öyle şarkılar vardır ki; kariyerini değil, kalbini anlatır. Tarkan’ın “Dönmüyor Giden” adlı eseri tam da böyle bir şarkı. Bu şarkı, kaybedilen her şeyin; bir annenin, bir sevdanın, bir umudun ardından gelen sessiz haykırış gibi. Tarkan’ın kalbinin derinliklerinden kopup gelen bir ağıt. Sessiz, sade, gösterişsiz ama bir o kadar da gerçek.
Son zamanlarda en çok sevdiğim, en çok dinlediğim ve beni en çok duygulandıran şarkı oldu “Dönmüyor Giden”. Çünkü şarkı çok gerçek! Sahteliklerin içinde boğulduğumuz bu hayatta Tarkan, çok güzel bir gerçeklik verdi ruhumuza. 


Tarkan bu kez ışıklı sahnelerde değil, loş bir odada, kalbini avuçlarında tutarak duruyor. “Dönmüyor Giden”, onun iç dünyasının en çıplak, en savunmasız haliyle dışa vurumu. Şarkı, ilk dinleyişte bile dinleyeni duraksatıyor, içine çekiyor, kalbinin tam ortasına dokunuyor. Çünkü bu parçada gösteriş yok. Bu parçada ego yok. Bu parçada sadece bir evlat var. Acı çeken bir insan. Belki de annesini kaybetmiş bir çocuk.
Annesini kaybettikten sonraki suskunluğunu müzikle ifade etti Tarkan. O yüzden bu şarkı yalnızca dinlenmiyor, hissediliyor. 
Tarkan’ın kariyerinde belki de ilk kez bu denli içten, bu denli kişisel bir şarkıyla karşı karşıyayız. Yıllar boyunca milyonlara seslenmiş, sahnelerde fırtına gibi esmiş bir sanatçının, bu kez kendi içine döndüğü, tek bir kişiye —belki de sadece annesine— seslendiği bir an. Bu yüzden “Dönmüyor Giden”, bir pop şarkısı değil. Bir mektup. Bir dua. Belki de bir vedalaşma.
Ve bir de klip var...



Tarkan’ın “Dönmüyor Giden” klibinde ki yüz ifadesi, en az şarkının sözleri kadar etkileyici. Kameraya bakarken gözlerinde sadece hüzün değil, büyük bir boşluk ve kabullenme var.  Gözleriyle anlatıyor her şeyi Tarkan ve şarkıyı oynayarak değil, yaşayarak söylüyor.
Ve Tarkan kendi yasını sanatına dönüştürerek, bizim yaslarımıza da tercüman olmuş. Hepimizin bir “giden”i var ve hiçbirimiz onu geri döndüremiyoruz. Çünkü hepimiz bir gidenin ardından içimizden “Dönmüyor…” demedik mi?

 

Yorumlar