İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Gelmeyin kardeşim gelmeyin!

Gelmeyin kardeşim gelmeyin!

Burası Karamandere ! Çatalca’nın ciğeri, İstanbul’un son nefes borusu… Hani o dereden akan su var ya, sadece bir su değil o. O derenin içindeki her taş, her yosun, her kurbağa, her yusufçuk… Bizim insanlığımızın aynası aslında.

Ama ne yazık ki o aynaya her hafta sonu iğrenç bir yüz yansıyor.


 

Pikniğe geliyoruz diyorlar. Gelmesinler kardeşim!

Doğa keyfi yapacağız diyorlar. Yapmasınlar!

Çoluk çocukla geldik, ailece geldik, doğayı çok seviyoruz diyorlar... Ama giderken ne bırakıyorlar biliyor musunuz?


 

Pislik!

Çöp!

İğrençlik!

Vicdansızlık!


 

Geçtiğimiz hafta sonu yine aynı rezalet, yine aynı utanmazlık. Karamandere deresinin kenarında masa kurmuşlar. Dereye ayak sokan var, içinde tabak yıkayan var, çocuğunu bırakan var, çöpünü atan var. Ve sonra çekip gitmişler. Geride ne mi kalmış?

Derenin içinde pet şişeler,

Çalılara sıkıştırılmış poşetler,

Sigara izmaritleri,

Yağlı mangal tepsileri,

Kesilmiş ağaç dalları,

Ve ne yazık ki... çöp torbasına bile koymaya utanılacak artıkları olduğu gibi dere kenarına savurmuşlar!

Yani geldikleri gibi gitmemişler. Doğayı lekeleyerek gitmişler!

Burası bir doğa harikası mı, yoksa sizin için şehir çöplüğü mü?

Her gelişinizde, biraz daha eksiliyoruz. Her terk edişinizde, geride sadece koku, çöp ve utanç kalıyor.

Gelmesinler!

Eğer arkasını toplamıyorsa, gelmesin kardeşim!

Eğer çöplerini toplayıp evine götürmeyecekse, gelmesin!

Orman köpeğini, kene sürüsünü, doğa dengesini hiçe sayıp çocuğunu yere serip oyun oynatacaksa, mangal dumanını ormana boca edecekse, park yasağı olan yerlere araçlarını tıkayıp acil geçiş yolunu bile kapatacaksa... Bıraksın o arabayı, gelmesin!

Belediyeye de sesleniyorum buradan:

Gerekirse girişlere kontrol noktası koyun.

Gerekirse her giriş yapan aileye çöp torbası verin.

Ama olmazsa, ceza yazın kardeşim!

Yoksa biz bu doğayı her hafta sonu bir parça daha kaybedeceğiz.

Temizlik günü deyip sadece dünya çevre günlerinde yelek giyip sahil temizlemekle olmuyor bu işler.

Sahilde temizlik pozları verilirken, derenin içi çöple boğuluyor.

O çöpler sadece doğaya zarar vermiyor, bölgede yaşayan Çatalcalının da yaşam kalitesini yerle bir ediyor!

Bir rica değil, bu bir haykırıştır artık: Doğayı kirletmeye gelmeyin!

Doğayı kirletenin insanlığından da şüphe ederim ben.

Bu doğa bizim. Bizim çocuğumuz burada büyüyor. Bizim soluduğumuz hava buradan geçiyor. Bizim köpeğimiz bu dereden su içiyor. Bizim sabah yürüyüşümüzün yolu, sizin akşam çöplüğünüz olamaz!


Bir gün herkes uyanacak ama doğa artık uyanamayacak hale gelirse, işte o zaman geç olacak.

Şimdi uyanın!

Gelmeyin kardeşim. Ciddiyim! Siz gelince biz doğayı kaybediyoruz


 

Yorumlar