İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

AKM’de unutulmaz gosteri!

AKM’de unutulmaz gosteri!

Atatürk Kültür Merkezine karışan bir ezgiyle başladı her şey. İstanbul’un kalbi Atatürk Kültür Merkezi’nde, sahne ışıkları öğretmeni aydınlattı. Ama bu kez sınıfta değil; zihin değil, yürek anlatıyordu. Dün gece AKM’de gerçekleşen İstanbul Maarif Orkestrası ve Halk Dansları Topluluğu’nun sahnesi, sıradan bir gösteriden çok daha fazlasıydı: bir ruhun, bir milletin, bir öğretmenin yeniden doğuşuydu.

Ben de oradaydım. Gördüm. Dinledim. Hissettim.

Salonda tek bir boş koltuk yoktu. Fakat boş olan şey koltuklar değil; ağızlar, gözlerdi. Herkes susmuştu. Nefes almaya dahi cesaret edemeyen bir kalabalık, sahnedeki o büyülü anları göz kapaklarının arasına hapsetmeye çalışıyordu. Sadece bir halk dansları gösterisi değildi bu; bir milletin kültürü, öğretmenin aşkı ve sanatın onarıcı gücü birleşmişti.

“Öğretmenin Doğuşu”nu izledik...

Bu başlık sadece bir koreografi değil; bir hikâyeydi. Gönül gözüyle bakana hitap eden, eğitimciyi sadece ders veren bir figür olmaktan çıkarıp, kültürün taşıyıcısı haline getiren bir hikâye... Türk müziğiyle başlayıp halk danslarıyla harmanlanan, bazen Ege'de coşan, bazen Karadeniz’de deli rüzgârlar gibi esen bir sahne vardı. Bir an geldi, Erzurum’un karı düştü içimize, bir an geldi Halay’ın göğsünde Anadolu’yu kucakladık.

Alkış, hiç dinmedi.

Sahne kapanıyor ama salondaki kimsenin yüreği kapanmıyor. İnsan bazen şarkı ezberler, bazen de o şarkının içinde kaybolur. Dün gece biz, kaybolduk. Keyifle, gururla ve tarifsiz bir huzurla…

Ve işin en güzel kısmı neydi biliyor musunuz? O dans grubunun içinde bizden biri, Çatalca’nın pırıl pırıl öğretmenlerinden Sevilay Kardeşimiz de vardı. Onu o sahnede izlemek, anlatılmaz bir gururdu. Her adımında sanki Çatalca’nın toprağı, ormanlarının esintisi, çocuklarının gülüşü vardı. Öylesine içten, öylesine yakındı ki bize… Gözümüz dolu dolu izledik onu. Sevilay sadece dans etmedi; Çatalca’yı, emeği, sevgiyi temsil etti.

Öğretmen sadece ders anlatmaz…

Öğretmen bazen sahnede bir figürdür, bazen ezgidir, bazen bir bakıştır. Ve orada olan herkes, bir kere daha anladı: Öğretmenlik, sadece meslek değil; bir yaşam biçimi, bir duruş, bir halkın aynasıdır.

Teşekkürler İstanbul Maarif Orkestrası…

Teşekkürler dansın dilini konuşturan o güzel insanlar…

Ve teşekkürler sevgili Sevilay öğretmen; o sahnede sadece dans etmedin, bize umut oldun, ilham verdin.

Şimdi sırada ne var  biliyor musunuz?

Bu muazzam gösterinin yankılarını Çatalca sokaklarına taşıyacak yeni bir adım…


Çünkü sahne biter, alkış diner… Ama hissettirdikleri hep kalır.


 

Yorumlar