İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Nerede kaldı sizin halkçı belediyeciliğiniz?

Nerede kaldı sizin halkçı belediyeciliğiniz?

Sayın Özlem Vural Gürzel, Beykoz Belediye Başkan Vekili olarak bu yazı size…

Ben bir Beykozlu olarak yazıyorum.

Ve bu satırlarda sadece kendi sesim değil, binlerce Beykozlunun ortak sesi var.

Belediyecilik, sadece bir koltukta oturmakla olmaz. Belediyecilik, halkın nabzını tutmakla olur. Ama siz göreve gelir gelmez ilk işiniz, halkın en çok faydalandığı sosyal tesisleri kapatmak oldu.

Daha önceki başkan Murat Aydın döneminde bu tesisler, herkesin sofrasıydı.

Asgari ücretle çalışan bir baba, çocuğunu alıp bir çay bahçesinde oturabiliyordu.

Bir emekli, maaşının yarısını vermeden ailesiyle balık yiyebiliyordu.

Üniversite öğrencisi, sahilde kitabını okurken uygun fiyatla karnını doyurabiliyordu.

Siz geldiniz, kapattınız.

Sonra kamuoyu tepkisi yükseldi. Beykoz sustu mu hiç? Susturulabilir mi?

Tepkiler büyüyünce, sosyal tesisleri yeniden açmak zorunda kaldınız. Ama bu sefer bu tesisleri, “sosyal tesis” olmaktan çıkardınız.

Bir porsiyon et 900 TL, su 75 TL, tatlı 200 TL vs…

Bunlar lüks restoran menüsü, belediyenin sosyal hizmeti değil.

Sayın Gürzel, sosyal tesis demek, herkesin rahatça oturabildiği, kimsenin cüzdanına göre yargılanmadığı, herkesin eşit hissettiği bir alan demektir. Siz bu fiyatlarla açıkça diyorsunuz ki:

“Bütçesi olan gelsin. Diğerleri sahili uzaktan izlesin.”

Ama bu ülkenin yüzde 60’ı asgari ücretle yaşıyor.

Herkes sizin gibi bir belediye başkan vekili maaşı almıyor.

Herkesin yönettiği bir şirketi yok, bir işletmesi yok.

İnsanlar kirayı, faturayı zor ödüyor. Ama bir parça deniz havası almak, çocuklarına bir dondurma ısmarlamak istiyor. O kadar.

Bu halkın talepleri büyük değil. Ama insanca.

Sosyal tesisler, belediyenin bir lütfu değil, bir hizmet sorumluluğudur.

Belediyenin elindeki kaynaklar gerekirse bu tesislere aktarılmalı.

Gerekirse sübvanse edilmeli. Ama mutlaka ulaşılabilir olmalı.

Yaz geliyor.

Beykozlu sahile inmek isteyecek.

Gölgelik bir masaya oturmak, çocuğuna bir tost almak, eşiyle bir çay içmek isteyecek.

Bu imkânı siz sunmak zorundasınız.

Çünkü bu makamlar, sadece talimat verme değil, hizmet üretme makamlarıdır.

Lütfen, bir an önce bu fiyatlar normalleştirilsin.

Belediye sosyal tesisleri, Beykoz’un her mahallesinden insanın faydalanabileceği, eşitlikçi ve halkçı bir anlayışla yeniden düzenlensin.

Ve lütfen unutmayın:

Beykoz’u Beykozlular daha iyi yönetir.

Beykoz’u tanımayan, Beykoz’un ruhunu bilmeyen, Beykoz’un deniz kokusunu içine çekmeyen hiç kimse buraya adalet getiremez.

Halktan kopuk hiçbir hizmet, halka hizmet değildir.

Saygılarımla,

Yorumlar