İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Kaderimiz annemize mi çeker?

Kaderimiz annemize mi çeker?

‘’Kaderimiz annemize çeker’’ söylemi, toplumda sıkça dile getirilen bir gözlemdir. Aynı zamanda psikolojik açıdan da anlamlı bir çıkarımdır. Bu düşünce ya da gözlem, bizim kişilik yapımızın ve yaşam tercihlerimizin ‘’annemizle’’ olan ilişkimize bağlı olarak şekillendiği fikrini yansıtıyor. Psikoloji biliminde ise bu durum ‘’bağlanma kuramı, nesne ilişkileri kuramı ve aktarım’’ gibi kavramlarla açıklamak mümkün olabilir. 

Bağlanma kuramı, bireyin bebeklik döneminde (0-2 yaş) bakım vereniyle kurmuş olduğu bağın, ileriki yaşamda kurulan ilişkilerde bir model oluşturduğu görüşünü savunur. Örneğin; güvenli bağlanan bir çocuk sonraki yaşantısında daha sağlıklı ilişkiler kurma eğilimi gösterirken, kaçıngan ya da kaygılı bağlanan çocuklar yetişkinlik döneminde sosyal davranışlarına ya da kurdukları romantik ilişkilere bu kalıpları yansıtabilirler. Özellikle annemizle kurduğumuz ‘’yaşamın özü’’ olan bu bağ, stresle başa çıkma becerilerimizi, kendilik yapımızı ve sevgi anlayışımızı belirlemede çok güçlü bir etkendir. 

Sigmund Freud’un Psikanalitik yaklaşımına göre çocukluk döneminde anne ile kurulan ilişkinin bilinçdışı etkileri, yetişkinlik döneminde tekrar eder. Yani bu yaklaşım, geçmişte bizim için önemli olan anne ve baba figürlerine karşı hissettiğimiz duyguları, yetişkinlik döneminde başka kişilere yönlendirdiğimizi ifade ediyor. Bu bağlamda, bazı insanlar romantik ilişkilerinde farkında olmadan annelerine ya da babalarına benzeyen partnerler seçebilir ve anne ya da babasından gördüğü davranış kalıplarını kendi yaşamlarında ve ilişkilerinde yeniden canlandırabilirler. 

Elbette ki kaderimizin tamamen annemize çektiğini söylemek doğru olmaz. Genetik ve çevresel faktörler ya da terapi ve bireysel farkındalık gibi dış müdahaleler, bu davranış kalıplarımızı fark etmemizi ve değiştirmemizi mümkün kılar. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, psikolojik yönden ‘’kaderimizin annemize çekmesi’’ düşüncesi, duygusal mirasımızın ve öğrendiğimiz davranışların yaşamımız üzerindeki etkisini anlamamız açısından önemli bir çerçeve sunar. 


 

Yorumlar