İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Ülkeme bayram ola

Ülkeme bayram ola

Bir yanda sevinç bir yanda hüznü yaşadığımız gelenektir bayramlarımız. Geçmişte kaybettiklerimizi yad edip yokluklarına üzüldüğümüz, gelecekteki günlerimize umutla baktığımız “şükür bu bayramı da gördük” diye sevindiğimiz günlerin adıdır bayramlarımız. Gönül kırıklıklarını bir tarafa bıraktığımız birbirimize kenetlendiğimiz güçlü aile ve dostluk bağlarımızdır bayramlarımız. Hayatı paylaşmak el ele vermek biz olmanın keyfidir bayramlarımız.

Her bayram bir sonrakini aratır duruma geldiğimiz zamanlardan geçiyoruz. Karmaşa, bencillik, öfke ve kin bürümüş yurdumun her bir köşesini. Bayramı bayram yapan birlik beraberliklerimizi bir tarafa bıraktık hırsla, kavgayla ve ben egosuyla siyasetin çirkin yüzlerini görüyoruz. Demir parmaklılar arkasında siyasetçilerden katillere yer kalmadı dediğimiz günlere geldik. Konuşan içerde, fikrini söyleyen içerde baş kaldıran içerde. Keyfe keder bir mahpusluğa mahkûm ediliyor insanlarımız.

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Üç günlük dünyada paylaşamadığımız nedir? Bu millet sefalet gördü, açlık gördü, savaşlarda birlikle ve inanmışlıkla cepheden cepheye koştu. Ailelerinden oldular, hayatlarından oldular canlarından oldular. Benim büyük dedem de o yüce insanlardan birisi. Bir daha evlerine dönemediler nereye gömüldükleri dahi meçhul. Kim için ne için? Biz birbirimize düşelim diye mi? Sen sağcı ben solcu, sen dindar ben kafir, sen Alevi ben Sünni, sen o ben bu. Hepsi bunlar için mi?

Zamandan da ders almıyoruz. Üniversitelerde gençlerin sağ-sol görüşleri yüzünden kaç genç göçtü gitti şu dünyadan. Her gün kaç insan öldü diye istatistik ve veriler yayınlandığı günleri ne çabuk unuttuk. Gazetelerin birinci sayfanın alt köşesi sanki ölüm ilan yeri gibiydi. Kısaca çok öldüğümüz, çok öldürdüğümüz yıllardı. O günlerde hayatını kaybedenler eğer yaşasalardı torunlarına bayram harçlığı veriyor olacaklardı muhtemelen. O gün eksik kalan anneler, babalar evlatlarıyla birlikte yaşlanma fırsatını bulacaklardı.

Hal bu ki insanca diye bir dil var. İyi bir insan olmak var. Hoşgörü, mütevazilik ve saygı diye bir şeyler var. Empati var, merhamet var, vicdan var. Çıkarlarımız uğruna koltuk sevdamız uğruna birbirimize bayramları zehir etmenin, etik değerlerimizi ayaklar altına almanın anlamı nedir? Bu kadar çıkar kavgalarını gördükçe Kanuni sultan Süleyman’ın meşhur sözü aklıma geliyor; “Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki padişah bile bu dünyadan eli boş gitti.”

Sevginin, saygının ve tevazunun olduğu birbirimize birlik ve beraberlik içinde sımsıkı sarıldığımız bayramlar olsun artık. Ülkemde kavgaların bittiği, herkesin fikir ve düşüncelerini özgürce söylediği yaşamlar olsun artık. Siyasilerin fikirlerine gazetecilerin kalemlerine saygı duyulduğu bayramlar gelsin artık. Ülkeme gerçek anlamda nice nice bayramlar ola. Sağlıcakla…



 

Yorumlar