İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Korkular ülkesi olduk

Korkular ülkesi olduk

Artık siyaset eski siyaset değil, ülke yönetiminde şeffaflık ve tevazu kalmamış, baskıcı monarşinin hâkim olduğu zamanlardan geçiyoruz. Her yeni güne korkularla başlıyoruz. Hür yaşamımıza prangalar vuruluyor. Söylediğimiz her bir kelamı, yazdığımız her bir kelimeyi ve yaptığımız her bir hareketi düşünerek ve tartarak yapmak zorunda kalıyoruz. Herkesin dilinde aynı sorular. Bu korku neden ve niçin kendimizi güvende hissetmiyoruz? 

“Benim görüşüm ve düşüncelerime uymayan benden değildir.” baskısı uygulanıyor. Benden başarılı ve gelecekte beni koltuğumdan ederler korkularıyla, insanlara karşı karalama ve tutsaklık kampanyaları almış başını gidiyor. Gelecek kaygıları ve koltuk kaybetme hırsı, “siz ve biz” olarak ayrıştırmaya ve önünde engel olarak görünmeye başladı. İster istemez bu karmaşa hayatımızın her alanına yayılmış durumda. 

Çocuklarımız güvende mi? Yolda, okulda başlarına bir şey gelir mi? Bir anne babanın taşıyamayacağı en büyük yük ve korkudur. Cebimizdeki para yetmezse ne yapacağız? İşçimiz emeklimiz aç sefil. Pazardan eli boş dönmenin gurur kırıcı hissi artık sıradan bir hale geldi. Düşüncelerimizi ifade etmek cesaret gerektiriyor. Kimliğimizi ya da inancımızı açıkça dile getirmenin bedelini ödemekten çekiniyoruz.

Askıda ekmek var mı? 

Eleştiren susturuluyor, soru soran yaftalanıyor. Düşünce özgürlüğü desen Kaf dağının arkasında kaldı. Sağlıklı beslenmek lüks haline geldi. Yetersiz beslenmenin bedelini gelecekte sağlığımızla ödeyeceğiz. Yaşam alanlarımız başımıza yıkılacak diye korkuyoruz. Kiramızı ödeyemiyoruz, çocuğumuzun istediği bir şeyi alamıyoruz. Evine ekmek götürmek için fırınların kapısında utanarak “askıda ekmek var mı?” diye soran insanlarımızla doldu tüm memleket. Her köşe başı bir gariban, her köşe başı dilenmeye muhtaç insanlarımız. 

Hukukun ve adaletin esamesi okunmuyor. Hukukun ve adaletin olmadığı yerde mafya hüküm sürer. Herkes kendi adaletini sağlamaya başlar. Artık yolda yürürken bile kime bulaşırım? Diye düşünmek zorundayız. Kontrolsüz göç dalgası toplumun düzenini bozdu. Suç oranlarının artışı vatandaşın güvenlik kaygılarını büyüttü. Adaletin olmadığı yerde hak aramak mümkün mü? Vatandaş, “Hak yerini bulur” değil, “Başıma dert gelir mi?” diye düşünüyor. Maddi sıkıntılar aileleri dağıtıyor. Sevgi, boş tabakların arasında kayboluyor. Onların gözlerindeki umudu söndürmek istemiyoruz. Ancak boş bir cüzdan her hayali boğuyor. Yuvaların dağılmasına neden oluyor. 

Bu kadar korku içinde Allah’tan korkmaya bile fırsatımız kalmadı. Sürekli korkutulan bir halk, çaresizlik içinde kaybolur. Bu ülkede artık özgürlük, korkunun bittiği yerde başlar. Adaletin olmadığı bir yerde huzurdan bahsedilemez. Millet olarak korkularımızdan sıyrılmadan gerçek anlamda yaşayamayız. Korkunun gölgesinde yaşamak hayata zincirlenmektir.

Bu ülkenin nasıl bu hale geldiğini iyi idrak etmemiz gerekiyor. Ülkeyi yönetenlerin içinde bulundukları ruh hali halka yansımış durumda. Örf ve adetlerimizde “ayıp” diye tabir ettiğimiz cümleleri siyasilerin ağızlarından her gün duymaktayız. Şu ülkede özlediğim şeylerin başında gelen şey; “halkın içine karışmış siyasi liderlerdir.” Artık market kuyruğunda bir cumhurbaşkanı göremiyoruz. Artık sokaklarda halkla kol kola yürüyen bir siyasi lider yok. Bizi koruyacaklar! Onlarca koruma eşliğinde “korunarak” ülke yönetiyorlar. Sahi bu kadar korku, bu kadar öfke ve kin neden? Özgürlükler ülkesi olmak varken memleketi korkular ülkesine sürükleyen kimler?
Sağlıcakla…

Yorumlar