İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Aşkın bir günü mü her günü mü?

Aşkın bir günü mü her günü mü?

Yılın 364 günü sevgiyi es geçen, sevgisini göstermeyi ihmal eden biri, 14 Şubat’ta elinde kırmızı güllerle, pahalı hediyelerle mi aşkını kanıtlayacak? Ya da tam tersi, sevgiyi her an hissettiren biri için 14 Şubat gerçekten bir anlam ifade eder mi?

Sevgililer Günü, kökeni 3. yüzyıla dayanan, Aziz Valentine’nin yasaklara rağmen gizlice kıydığı nikahlarla aşkı savunduğu bir efsaneye dayanıyor. Romantik bir direniş hikayesi… Ancak günümüzde bu tarih, duyguların ve ilişkilerin kutlandığı bir gelenekten çok, dev bir alışveriş çılgınlığına dönüşmüş durumda.

Kimileri bu günü kapitalist bir oyun olarak görüp “Batı’nın taklidi” diye eleştiriyor. Kimileri ise “Sevgi bir güne sığmaz” diyerek kutlamaya gerek olmadığını söylüyor. Oysa gerçekte mesele ne tüketim çılgınlığı ne de batı taklitçiliği. Asıl mesele, sevginin nasıl yaşandığı… Eğer bir gün bile olsa insanların birbirine güzel sözler söylemesine, ufak da olsa bir mutluluk vesilesi yaratmasına vesile oluyorsa, bunda yanlış olan ne? Hem alan memnun, hem satan memnun, bir tek uluslararası ilişkiler uzmanları rahatsız bu durumdan!

Ancak şunu unutmamak gerekir: Sevgi, tek bir güne sıkıştırıldığında anlamını yitirir. Eğer bir ilişkide, bir evlilikte yılın geri kalan 364 günü ilgi, şefkat ve değer yoksa, 14 Şubat’ta alınan en gösterişli hediye bile içi boş bir kutudan ibarettir. Sevgiyi sadece bir günde hatırlayan, yılın geri kalanında unutuyorsa, burada asıl sorgulanması gereken şey Sevgililer Günü değil, ilişkilerin samimiyetidir.

Yoksa bir demet çiçekle mutlu edilen, küçük bir jestle yüzü gülen insanlar görmek güzel değil mi? Belki Sevgililer Günü’nü eleştirmek yerine, onu tüketimden arındırıp anlamlı hale getirmek daha doğru olur. Çünkü aşk, bir güne sığmaz; sevgi, yalnızca özel günlerde hatırlanmaz. Asıl önemli olan, 14 Şubat’ın değil, her günün sevgi dolu olmasıdır.


 

Yorumlar