Damağımdaki nefis aşk tadı
Bazen sihirli dediğimiz minik dokunuşlarla olduğumuz zamandan çok daha eskiye yolculuk yaptıran anlar vardır. Tıpkı bugün yediğim leblebi tozu gibi, beni zamanın düğümlenmiş anıları arasında cebindeki kuruşları avuçlarının içinde saklayan, mutluluğun leblebi tozunun içinde olduğunu düşünen, tek...
Engellerin dansı
Yaşam, her dönemeçte bize engeller sunar ve bu engellemelerle başlama biçimimiz, kişisel bir manifestomuzdur. Bazen düşünüyorum da birçoğumuzun kendinden emin görüntüsü ince zarif bir çiçeğin kış ayazına alışkın bir rüzgar gibi süzülmesidir.
Sözcüklerin arasındaki anahtar
19. yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt’un, bir bahçeyi anlatan tablosu Londra Kraliyet Akademisinde sergileniyordu. Hunt’un “EVREN’İN IŞIĞI” adını verdiği bu tabloda, gece elinde bir fenerle bahçede duran filozof görünümlü bir adam vardı.
Gökkuşağım olur musun?
Bazı vedalar yarım kalır, tıpkı yarım kalan sevdalar gibi. Zamansız gidişlerin gölgesinde saklanır yarım kalışlar. Hazırlıksız yakalar ayrılıklar. Giden zamana teslim olunur, bekleyiş. Hatırlayınca yüreğine yumruk yemiş gibi canın yanar, yanar, yanar.
Gizli hayır
Bu gençlik gerçekten bir harika, az önce hasbelkader dinlediğim şarkı (ki ben bu melodilere alışamadım henüz) öyle güzel anlatmış ki Z kuşağını ve benim satırlarıma da ilham oldu diyebilirim. Sagopa Kajmer'den İçin parçasını dinliyorum ve helal bu farkındalık için dedim, başladım yazmaya.
