Anıların isimlerdeki sonsuzluğu
Paulo Coelho'nun bir cümlesi ile giriş yapmak istedim;“İsimler, insanların kimliklerini tanımlar. ” Neden istediğimi de hemen açıklıyayım; bugün yine çok enteresan ve dakikalarca gülmeme sebep olan isim için trajikomik an yaşadım.
Zirvedeki yalnızlık
Kadın veya erkek farketmeksizin güçlü görünümlerinin arkasında büyük bir yalnız çocuğun olduğuna inandığımdan beri, güçlü olmak anlamını yitirmişti, hatta onları Galata kulesine, kız kulesine benzetirim. Muhteşem bir güzellik kaftanınnı giymiş olan yalnızlığın ve ürkekliğin maskesi gibi.
Samimiyet üzerine...
Nazım Hikmet’in, Henüz Vakit Varken Gülüm şiirinde hiç sözü dolandırmadan söylediği gibi: “Çok şükür yaşıyoruz. ”Hayat, hayallerin kumandası gibi sanki. Çok şükür bugün de yaşıyoruz! Herşeye, herkese ve hepsine rağmen yaşıyoruz.
Karanlıktaki ışık sensin
Elimizde olan, yanımızda olan ve hayatımızda olanları yaşarken kıymet bilmeyen bizlerin, acıyla tanıştığı zaman kıymet bilmesi çok üzücü. Güzellikleri görmek ömrü renklendirici bir faktördür oysa. Olmayana hevesliyiz. Olanı yok görmeye kodlanmışız sanki.
Sözün özün olmalı
Sokrates bir konuşmasında, “Bakalım söz bizi nereye götürecek” der. Aslında bu bilge kişinin sorularıyla sözü her zaman kendi istediği yöne saptırmış olduğunu biliyoruz. Oysaki bizim gibi sıradan insanlar için bu söz farklı bir anlam taşıyor. Söz söyledikten sonra esaret dönemi başlar.
