Sivil toplumun sesi neden kısıldı?
Türkiye’nin siyasal ve toplumsal tarihine baktığımızda, yöneten ile yönetilen arasında kurulan ilişkinin hiçbir zaman tam anlamıyla eşitlik ve katılım temelli olmadığını görürüz. Merkez her daim güçlüydü; çevre ise bastırılan, dışlanan, ötelenendi.
İnsanın yalnızlığına aynadan bakmak
Modern hayatın telaşında bir sabah uyanıyoruz… Kalabalıklar arasında savrulurken, aslında ne kadar yalnız olduğumuzu fark etmiyoruz. Ta ki, beden değil ama ruhumuz dönüşene dek.
Bu kumaştan takım elbise çıkmaz!
Toplum dediğimiz şey, tek tek bireylerin toplamı değildir yalnızca. Toplum, aynı zamanda bu bireyler arasında kurulan ilişkiler ağı, ortak değerler, ortak hedefler ve dayanışma ruhuyla şekillenen büyük bir bütündür.
Kentlerdeki sessiz dönüşüm
Yaşam, sabit kalmaz. Zaman aktıkça toplumlar değişir, kültürler evrilir, değerler dönüşür. Bazen bu dönüşüm fark edilmez bir sızı gibi yayılır hayatımıza; bazen de baş döndüren bir hızla köklü değişimleri beraberinde getirir.
Kimlik Savaşı ve Toplumsal Yozlaşma
Bir zamanlar fikirlerin yarıştığı, değerlerin konuşulduğu, ilkelerin ön planda tutulduğu kamusal alanlar; artık kimlik savaşlarının, aidiyet fanatizminin ve ideolojik holiganlığın arenasına dönüştü. Düşüncenin yerini tarafgirlik, ilkenin yerini etiket, erdemin yerini gösteriş aldı.
