Patlıcan ve çaresizliğimiz
Ne günlerden geçiyoruz. Emeklilere 4 bin lira bayram ikramiyesi verilecek! Vay vay vay. Ne büyük neşe ama! Nitekim cumhurbaşkanımız da “Bin lira zam yaptık ya” dedi. Hiç yani. Adamcağız daha ne yapsın! Emekliye 4 bin lira veriyorlar. Neyine yetmiyor emeklinin. Mis gibi para.
Güneşimizi çaldılar!
Memleket havası pek iyi değil. Karanlık mı karanlık! Havada güneş var ama memleket havası yine karanlık, yine karanlık. Bir defa ekonomi tatsız. Kimsenin parası yok. Emekli fakir, işçi fakir, memur fakir. Toplumun kaymak belli bir tabakası ve iktidara yakın insanlar hariç hemen herkes fakir.
Bu kadar pahalılık fazla değil mi!
Markete gidiyoruz pahalılık var. Manava gidiyoruz pahalılık var. Kasap desen yine aynı. İnanır mısınız geçen gün arabamı yıkatayım dedim bir araba yıkatmak bile iç, dış dünya para olmuş. E ülkenin ortalaması ne? 22 bin lira asgari ücret. Emekli desen 15 bin lira alan bile çok az.
Mezarlık
Hayata dair çok dizi var çok film ve çok kitap. Nicesini okuduk, nicesini dinleyip, izledik. Nihayetinde bazıları ders verdi, bazıları tüyler ürpertti, bazıları etkiledi bazıları keyif verdi.
Karlar düşer, düşer düşer ağlarım!
Tam da mevsimi değil mi bu şarkının. Akrep Nalan'ı anmamıza da vesile olan bu güzel şarkıya dair çok şey söylemek, çok şey anlatmak isterim. Bir gazetede “Neden karlar düşerken biz de düşer düşer ağlarız? ” şeklindeki başlığı görünceye kadar anlamını çözememiş olduğumu sonradan anladığım şarkı.
