İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Karlar düşer, düşer düşer ağlarım!

Karlar düşer, düşer düşer ağlarım!

Tam da mevsimi değil mi bu şarkının. Akrep Nalan'ı anmamıza da vesile olan bu güzel şarkıya dair çok şey söylemek, çok şey anlatmak isterim.

 

Bir gazetede “Neden karlar düşerken biz de düşer düşer ağlarız?” şeklindeki başlığı görünceye kadar anlamını çözememiş olduğumu sonradan anladığım şarkı.

Zeki Müren'in 'Yorgunum' adlı kasedinde seslendirdigi bir cazcı ustalıgıyla olamasa da terennümlerinde neşeyle duuubii dubab dubi dubi dubabbaaab diye şakıdığı bir eser.

 

Kar'ın mı yoksa şarkıyı söyleyen kişinin mi iyimser bireyin mi düştüğünün muallakta olduğu bir halk ezgisi. Düşüp düşüp kafayı gözü yardıktan sonra ağlayan insanlarin türküsü.

Fiili geniş zaman görünümlü ama yaz kış geniş zamanın hikayesinde çekilen, özneyle kardeşliğine doyum olmayandır. 

“Ve ben bir tek karlar düşerken çocuk olabilirdim, bir tek senin yanında çocuklaşabilirdim. Çocukça şımarabilirdim. Bir tek bu şehir beyaz örtüsünü çekince üzerine, tanınmaz hale gelince, soyunabilirdim ben de tabularımdan özgürce...”

Çoraplarımın kar suyu çekmesine, saçlarımın ıslanmasına , ellerimin buz kesmesine, yanaklarımın kurumasına, dudaklarımın çatlamasına, burnumun kızarmasına bir tek karlar düş-er-dili zamanlarda, bir tek senin yanında aldırmazdım ben. Ancak anne karnındaki bir bebeğin sahip olabileceği bir güven duygusuyla, bir tek senin yanında korkmazdım düşmekten.

Ve bir tek karlar düşerken sevdim ben bu şehri, bir tek karlar düşerken saklayabildi seni çünkü bu şehir beyaz örtüsünün altında.. Düştükten sonrasını sevmedim ben, dona çeken anıları sevmedim. Gündüzünde sensiz buzların üzerinde durmayı beceremedim..

Ve şimdi yine mevsim bir başka kışa gebe ve ben her sabah korkuyla uyanıyorum, hava durumuna kulak kabartmaya cesaretim yok Ne canlanıp üzerime saldıracak anılarla yüzleşmeye ne karı pencerenin arkasından seyredilecek olmaya hazır değilim...

Ekrem İmamoğlu'na yine soruşturma!

Sabah akşam soruşturma! Öyle bir korkuyorlar ki... 1 tane üniversiteden arkadaşı olmayan "üniversite mezunu" adamın talimatıyla şimdi de Ekrem İmamoğlu'nun diploması sahte mi değil mi diye soruşturma açtılar. İmamoğlu soruşturma kapsamında 26 Şubat'ta ifadeye çağırıldı.
Ekrem İmamoğlu korkusu sarayları sarmış, çakarlı arabalarını sarmış, altın varaklı koltuklarını sarmış. Ekrem İmamoğlu korkusu gönüllerini, kalplerini, akıllarını sarmış. Tir tir titriyorlar. Korkunun ecele faydası yok. Abbas yolcu...

 

 

Yorumlar