Çocuklara kıymayın efendiler...
Cezaevinde tutuklu üniversite öğrencileri var. Her biri bir cihan parçası. İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi yahut Marmara Üniversitesi gibi kıymetli okullarda okuyan pırıl pırıl çocuklar. Neden tutuklular?
Bunca gürültünün içinde umut
Hayat gelip, geçiyor. Dün dönüp duruyor. Geldiğimiz nokta felaket. Acılar var kederler var. Neşemiz eksik, mutluluğumuz eksik. Umudu yitirmişimiz gibi. Bunca gürültünün içinde umudu ise geçtiğimiz günlerde paylaştığım gibi hikayelerde, yazılarda, şarkılarda bulabiliyoruz.
Edebiyatın tam zamanı!
Bayram, tatil falan derken ülke gündemi şu bu derken kafalar allak bullak oldu tabii. Bütün bu ham ervahlığın içinde insanın edebiyattan başka sığınacağı bir liman bulmak zor. Zira edebiyat gibisi var mı? Okurken bile düşler diyarında gezdirir insanı. Hem düşündürür hem güldürür.
Avcılar'a övgü!
Yerel yönetimler konusunda sıkça ve birçok örnekle karşı karşıya kalıyoruz. Belediyelerin halka dönük hizmetleri olsun, sosyal hizmetleri olsun vs oldukça gündem oluyor. Esasında bu kadar konuşmak doğru mu yanlış mı diye sorabilenler olabilir. Neticede bir belediyenin işi nedir?
Tencere kaynamıyor
Bir türkü vardı anımsıyor musunuz? “Çifte telli oynamaya az kaldı,Her şeye zam geldi,Bir namaz kaldı. ” diye. Heh işte halimiz tam da bu. Zaten beni okuyanlar bilir ki benim en büyük 'karın ağrım' bu kardeşim. Bu pahalılık, bu ekonomik kriz. Bizim sabah akşam bunu konuşmamız lazım.
