Erol Sırrı Yolcu
[email protected]
Tekmeyi yediklerinde şehit olmuşlardı…
Günlerdir ne kalem tutabiliyorum, ne de görebiliyorum. Sorunlarım var. Konuşmak istemiyorum. Kalbim ağrıyor. Sol kolum kopuyor gibi. Nefes alamıyorum. Karanlık içinde kalanlarda durum dahi vahim…Karanlık içinde dibe doğru hızla gidiyorum. Ellerim, yüzüm simsiyah, karalık tırnaklarımın içine işlemiş.
O, adı gibi Onur’lu, soyadı gibi Şen bir Er’di…
Ruhunu dinlendirmek için doğada gezer, kafanı dinlendirmek için müzik dinlersin. Eğlenmek için eğlence mekânına gidersin. İnsani istekler…Aktiviteler insanlar aracılığı ile yapılır. Kimilerini yaparken alkol de alırsın. Çok normaldir. Aktiviteyi kâbusa, cenaze evine döndürmek ahmakların işidir.
Mesele hakaret değil, mevzu derin
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, YSK üyelerine hakaret iddiası suçundan yargılanmaya devam ederken erkek lisesinde üçlü çekiyordu. Birilerine mesaj mı veriyordu bilinmez amma gençlerin kendisini çok sevdiği aşikar.
Onlar hayallerini büyüttüler...
Kerpiç evde gaz lambası ışığında soğuktan elleri titreyerek ders çalışırken hayallerinin bile zamanını çaldığı fark etti. Hayallerini, davar güderken, çamaşır yıkarken, tarlada ot biçerken planlama kararı aldı. Böylece ders çalışmaya vakti olacaktı.
Dinime küfreden Müslüman olsa!
Babam, ortaokul yıllarımda iken, “Hacılardan, hocalardan uzak dur” diye tembih etmişti. O yıllar da, özel Kuran öğrenme derslerini aldırıyordu. Anlam verememiştim. Ne demek istediğini anladığımdan itibaren, dini suiistimal ederek dindar görünenlerden uzak duruyorum.
