Anıl Boduç
[email protected]
Beşiktaş – Kadıköy vapurunda iki aşık
Yalın ve yorgun bir Ağustos sabahı. Saaat sabahın beş buçuğu. Sen aklımın içinde siyah bir vapur. Bilmem nereden gelir, nereye gidersin. Ve sonra söylemiştim değil mi? “Sabahtır saat beş buçuktur. Gemiler yorgun ve uykuludur.
Beşiktaş – Kadıköy vapurunda iki aşık
Yalın ve yorgun bir Ağustos sabahı. Saaat sabahın beş buçuğu. Sen aklımın içinde siyah bir vapur. Bilmem nereden gelir, nereye gidersin. Ve sonra söylemiştim değil mi? “Sabahtır saat beş buçuktur. Gemiler yorgun ve uykuludur.
Sıcak bir sabah ve ada esintisi
Joe Cocker çalıyor Unchain My Heart. Saat sabahın 7'si. Dün gecenin telaşı ve sarhoşluğu yavaş yavaş benliğimi terk etmek üzere. Mutfakta kahve hazırlıyorum kendime. Güneş yine esir almış dört bir yanı. Lanet bir ağustos sabahı. Ama içeriden bir ses geliyor.
Öztürk Yılmaz tek başına iktidar olacakmış...
Öztürk Yılmaz. IŞİD'in elinde 11 ay esir kalan eski Musul Başkonsolosumuz. Esaret bitip de özgürlüğüne kavuşunca yurda döndü. Hariciye'ye veda etti siyasete girdi. Kılıçdaroğlu'nun davetiyle tepeden inme CHP'de en üst mevkilere getirildi.
Bir kadınla bir Eylül sabahı...
“11 gün aç ve susuz gözlerinin içine bakacağım. 12'inci gün jiletle damarlarımı keseceğim” dedi. Öylece kalakaldım. Ne diyorsun yahu? “Yaa Kaptan bu. Attila İlhan'ın şiirinden bir cümle. Bir kadın sevdiği adamın gözlerinin içine bakıp da söyler hani. ”Ürkütücüymüş. “Merak etme.
