Anıl Boduç
[email protected]
Zeki Demirkubuz sineması ve acı veren gerçekliğimiz
Ülkenin sarsıcı ve iç sıkan gündemine ilişkin pek bir şey yazmıyorum. Yazmıyorum ya; haberler yazıyorum gerçi. Nitekim dün Esenyurt'te kedi, köpek sahipsiz diye bir manşet yazdım mesela. Ne acı; canlıları yok sayış ve insan hayatının ucuzluğu.
Film ve kitaplara sığınalım...
Bugünü yahut yarını evde geçireceksiniz ve bir şeyler izlemek istiyorsunuz. Ben klasik ve bilindik bir film tavsiye edeyim dün henüz izlediğim filmi çok beğendim; Erin Brockovich…Julia Roberts bu filmde deyim yerindeyse kızgın bir tavaya atılmış su damlası gibidir.
Eduardo Galeano neden büyüktür?
Bazı yazarlar vardır; kitaplarının kapağını açtığınızda yalnızca bir hikâyeye değil, insanlığın kalbine dokunursunuz. Onların cümleleri, bir coğrafyanın kaderini, bir çocuğun açlığını, bir annenin kaygısını ya da bir halkın tarihini taşımaz sadece; aynı zamanda okurun ruhuna kendi iç hesaplaşmasını...
Ortadoğu ve Afrika'nın keşisen kaderi!
Yakın coğrafyamızdaki yangın, artık sadece komşu evin dumanı değil. Ortadoğu’nun çatışmaları, Afrika’nın çığlıkları birer haber başlığı olmaktan çıkalı çok oldu.
Avcılar ve Beylikdüzü'ne dair
İstanbul’u anlamak için bazen sadece tarihi yarımadaya ya da Boğaz’a bakmak yetmez. Şehrin büyüme sancılarını, sınıf çatışmalarını, kültürel dönüşümünü ve sessiz devrimlerini görmek istiyorsak, gözümüzü batıya çevirmeliyiz.
