Bir İstanbul hanımefendisi Samiha…
Bugünlerde İstanbul’un kaldırımlarında yürürken, bir an durup eski bir konak duvarındaki çinilere bakıyorum. O çinilerin ardında, sanki bir ses yükseliyor: “İstanbul sadece taş ve betondan ibaret değildir; o, ruhların buluştuğu bir mâverâdır. ” Bu ses, Samiha Ayverdi’ye ait.
Kuşçubaşı Eşref
Bazı isimler vardır ki, bir roman kahramanı gibi parlar. Eşref Sencer Kuşçubaşı, ya da nam-ı diğer Kuşçubaşı Eşref, işte onlardan biri. 1883’te İstanbul’da doğmuş, Çerkes kökenli bir aileden gelen bu adam, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş yıllarında adeta bir gölge savaşçıya dönüşmüş.
İnançların, hikâyelerin ve seslerin şehrinde bir gezinti
İstanbul’u anlatırken nereden başlayacağını bilemez insan. Bu şehir bazen başlı başına bir tarih kitabı, bazen çok dilli bir dua, bazen de gökyüzüne karışan bir ezgi.
Şark Fatihi Kazım Karabekir Paşa’nın unutulmaz hayatı
Bugün köşemde, Türk tarihinin en parlak sayfalarından birini aydınlatan bir kahramana yer vermek istedim: Kazım Karabekir Paşa. “Şark Fatihi” olarak anılan bu büyük asker ve devlet adamı, sadece savaş meydanlarında değil, siyasetin karmaşık koridorlarında da iz bırakan bir figür.
Kaybolan kokular
İstanbul sadece gözle görülmez; aynı zamanda burunla, kulakla, dokunarak hissedilir. Ama ne yazık ki, bazı duyular zamanla kaybolur; kokular gibi… Bu şehirde bir zamanlar sokak aralarında dolaşan ekmek, baharat, deniz ve yosun kokuları, artık yalnızca hafızamızda yaşamaya devam ediyor.
