Modern insanın en büyük sınavı: Finansal özgürlük mü, manevi özgürlük mü?
Modern insan, ekonomik bağımsızlık ile manevi huzur arasında sıkışmış durumdadır. Hayatın her alanında maddiyatın ön planda tutulduğu, bireylerin tüketim çılgınlığına yönlendirildiği bir çağda yaşıyoruz.
Özel mülkiyet: Eşitsizliğin kaynağı mı adaletin teminatı mı?
Pierre-Joseph Proudhon’un Mülkiyet hırsızlıktır! sözleri, toplumsal eşitsizliği mülkiyet kavramı üzerinden okuyan en çarpıcı ifadelerden biridir. Proudhon’a göre özel mülkiyet, toplumda dengesiz bir servet birikimine ve emeğin gasp edilmesine yol açan bir mekanizmadır.
Ahlaki seferberlik; Gücün ahlakından çok, ahlakın gücü
Prof. Dr. Mehmet Görmez’in çarpıcı tespitleri, İslam dünyasının kronikleşen sorununa parmak basıyor: Siyasetin gölgesinde kalan ahlaki ve manevi çöküş. Görmez’in de belirttiği gibi, Biz siyaset yoluyla yıkıldığımızı düşünerek bütün çareyi de siyasette arayan bir ümmetiz.
Sivil toplumda liyakat sorunu: Herkes her şeyi yapabilir mi?
Eskiler “medeni cesaret” derdi, bugün ise bunun yanlış anlaşıldığını görüyoruz. Medeni cesaret, herkesin her konuda fikir sahibi olması ve her işe el atması anlamına gelmez. Günümüzde sivil toplum kuruluşlarında (STK) görev almak için herhangi bir yeterlilik aranmıyor.
Kutsal mekanlarda samimiyetin kaybı: İbadet mi gösteriş mi?
İslam dininin özünde yer alan samimiyet ve tevazu, modern çağın sosyal medya kültürüyle zedelenmeye başlamıştır. Özellikle umre ziyaretlerinde karşılaşılan bir davranış, bu durumu açıkça ortaya koymaktadır: Kâbe’de kağıt üzerine isim yazıp resim çekme eylemi.
