İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Modern insanın en büyük sınavı: Finansal özgürlük mü, manevi özgürlük mü?

Modern insanın en büyük sınavı:  Finansal özgürlük mü, manevi özgürlük mü?

Modern insan, ekonomik bağımsızlık ile manevi huzur arasında sıkışmış durumdadır. Hayatın her alanında maddiyatın ön planda tutulduğu, bireylerin tüketim çılgınlığına yönlendirildiği bir çağda yaşıyoruz. Reklamlar, sosyal medya ve popüler kültür sürekli olarak daha fazla kazanmayı, daha fazla harcamayı ve daha fazlasına sahip olmayı öğütlüyor. Bu durum, Fransız filozof Michel Foucault’nun belirttiği gibi, iktidarların bilinçli bir politikası mı, yoksa toplumun kendini içine hapsettiği bir döngü mü? 

Ekonomik özgürlük, bireyin maddi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi açısından elbette önemlidir. Ancak, bu özgürlüğü elde eden pek çok insanın manevi ve insani ilişkilerinde yoksullaştığını gözlemlemek mümkündür. Paranın ve statünün yükselişi, ruhun ve vicdanın düşüşüne mi neden oluyor? Günümüz dünyasında insanların çoğu, maddi başarıya ulaşmayı hayatlarının tek gayesi haline getiriyor. Çalışma saatlerinin uzaması, sosyal hayatın daralması, bireyin sadece kazanç odaklı bir varlığa dönüşmesine sebep oluyor. 

Oysa İslam dini, ekonomik gücün helal yollarla elde edilmesini teşvik etmiş, ancak lüks ve israfı yasaklamıştır. Kur’an’da, “İsraf etmeyin, çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En’âm, 141) buyurulurken, Peygamber Efendimiz (sav) de “İnsanoğlu, malım malım der. Oysa yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve sadaka olarak verip ahirete gönderdiklerinden başka malı yoktur.” (Müslim, Zühd, 3) diyerek, maddiyatın yalnızca geçici bir araç olduğunu hatırlatmıştır. 

Günümüz dünyasında, özellikle büyük şehirlerde, ekonomik refahı yakalayan birçok insanın psikolojik sorunlarla mücadele ettiğini görüyoruz. Lüks arabalar, marka kıyafetler, gösterişli tatiller… Bunların hiçbiri bireyin iç huzurunu garanti etmiyor. ABD'de yapılan araştırmalara göre, en yüksek gelir seviyesine sahip bireylerin depresyon ve anksiyete oranları, düşük gelirli gruplardan daha fazla. Birçok milyarder, servetlerini artırırken yalnızlaşmış, aile ilişkilerini yitirmiş ya da anlam krizine sürüklenmiş durumdadır. Steve Jobs’ın son sözleri bu durumu özetler nitelikteydi: “Servetle mutlu olunmuyor. Hayatta en değerli şey, sevgiyle inşa edilen dostluklar ve hatıralardır.”

Peki, modern insan bu dengeyi nasıl sağlayabilir?
Öncelikle, ekonomik özgürlüğü hedeflerken, manevi değerleri ikinci plana atmamak gerekiyor. Kendi kazancını helal ve adil yollarla elde etmek, bir yandan da paylaşmayı ve toplum yararına kullanmayı unutmamak gerekir. Bugün, sosyal yardımlaşma projeleriyle ekonomik olarak güçlü bireylerin topluma katkı sunduğunu görebiliyoruz. Bill Gates’in servetinin büyük bir kısmını bağışlaması, Türkiye’de birçok hayırsever iş insanının eğitime ve sağlığa destek vermesi, ekonomik gücün manevi doyumla birleştiğinde nasıl bir fayda sağladığını gösteriyor.
Özetle, finansal özgürlük bireyin yaşam kalitesini artıran önemli bir unsur olabilir; ancak ruhu doyurmayan bir servet, sahibine sadece yük olmaktan öteye gidemez. Manevi özgürlüğü kazanmadan, ekonomik özgürlüğün anlamı yoktur. Çünkü insan, yalnızca maddi varlığıyla değil, vicdanı ve ruhuyla da insandır.

 

Yorumlar