Erol Sırrı Yolcu
[email protected]
Vatanımızda yabancı olduk!
İlk hatırladığım, 1989 yıllında Bulgaristan’dan Müslüman Türkler yoğun olarak vatanlarına, Türkiye’ye göç etmişlerdi. Çoğu belki okuryazar değildi. Ancak çok çalışkan, becerikli idiler. Kalabalık aile olduklarından düşük maaş onlar için sorun olmamıştı.
Suçlu aramayın, o biziz!
Yaşadığımız büyük şehir stresi, beton binalar içindeki yaşam kavgamızda birçoğumuzun hayalidir. Asırlık bir ağaç altında uzanmak. Sessizce esen rüzgârın huşu içinde dönerek bedeni okşarken, serin toprağa uzanmak.
Dünyamın ışığı, oğluma mektup
Zaman ne çabuk geçti. Sen doğduğunda annem, babam yaşıyordu. Şimdi hayatım da bir tek sen kaldın. O kadar yakınımda, bir o kadar da uzağımdasın. Kıvırcık saçların, tombul ellerinle, annenin kollarından çıkıp,Boynuma sarılışını hatırlıyorum da. Muhteşem duygu idi. Artık büyüdün, geliştin olgunlaştın.
Bugün yanında olmak isterdim...
Yıl 1963…Annesinin tek kızı, zayıf, karakaşlı, ela gözlü, beyaz tenli güzel kadın,Uzun boylu, esmer, siyah saçlı, dudakları, burnu adeta kusursuz delikanlıya sevdalandığında neler olacağından habersizdi. Birçok kadının iç çekerek baktığı sevdiği erkek onun için her şeyi göze almıştı.
İçim-iz yanıyor, korkuyorum!
Rüzgâr diye yaratana yalvarıyoruz. Sıcaklık 38 derece rüzgâr istiyorum. Manavgat istemiyor ya, vaz geçtim. Katil cinayet mahalline ilk gelendir. Oturmuş karşısından izliyor mu? Ya da uyuşturucu aldığından ne yaptığını biliyor mu? Onun uşaklığını yaptıkları ne yapıyor?
