Anıl Boduç
[email protected]
Oldukça Leman bir durum
Seni seviyorum dedi Kamil. Leman, Attila İlhan'ın deyimiyle; Fena halde Leman bir kızdı. Kamil'i de bu fenalığı sürüklemişti buraya. Nasıl olduysa olmuş ve Leman'a seni seviyorum demişti.
Hiçlik üstüne
Uyandı… Yatağında hafiften doğruldu ve esnedi. Mahmurluk ve boşvermişlik içinde kalktı yataktan. Ne yeni gelen gün ne de hava durumu anlam ifade etmiyordu onun için. Fakat yılların verdiği alışkanlıkla gene de perdeyi araladı, camı açtı. Yağmur yağıyordu, gündüze inat karanlıktı her yer.
Yetiş Kamil...
Mesaj atmış; Kamil, yetiş çok kötüyüm. Kamil, sabah mahmurluğuyla gözlerini ovuşturup telefonuna gelen mesajı okuduktan sonra; Vay anasını işi düşen nasıl da mesaj atıyor diye söylendi. Meğer Kamil'in gözlerine bakmaya doyamadığı Arzu'su trafikte kalmış.
CHP yüzünden biten aşklar
Kes ya diye bağırdı. Ya sus manyak diye yanıtladım o'nu. Senden nefret ediyorum. anlıyor musun. Nefret. Nefff reeettt. Ve devam edip giden; Hayvan - Mal - Gerizekalı türü hakaretler. Ya hadi git dedim. Masadan kalktı. Hızlı adımlarla kapıya yöneldi. Ayakkabılarını dışarı atıp kapıyı sertçe kapattı.
Olmamış aşkların kederi
Adriano Celentano dinliyorum. I want to know diye en içli şarkısını söylüyor. Bir İtalyan yakarışı. Sanki hüzünlü bir Eylül sabahı. Napoli sokaklarında başım önde eğik yürüyorum ve dudaklarımda ucuz bir sigara. Ama hayır! Bilakis. Napoli'nin çok çok uzağında Esenyurt'tayım.
