DEVLETİN KAPISINDA UNVAN OLMAZ!
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya tutuklandı.
Fatma Betül Sayan Kaya, sermaye piyasalarındaki işlemlere ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, “Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlamalarıyla tutuklandı.
Eşi İlyas Kaya ile eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Bu yargılanmanın yapıldığı gün eski bakan Kaya’ya protokol uygulanmadığı görüldü.
Bazıları bunu bir marifetmiş gibi sunmaya kalktı.
Arkadaş, bakan olmuşsunuz.
Milletvekili olmuşsunuz.
Belediye başkanı olmuşsunuz.
Genel müdür, bürokrat, parti yöneticisi olmuşsunuz.
Ne olmuş yani?
Bunların hiçbiri size hukukun üzerinde bir konum kazandırmaz.
Devletin verdiği makamlar, kişilere ayrıcalık sağlamak için değil, millete hizmet etmek için vardır.
Bir insan adliyeye şüpheli sıfatıyla çağrılıyorsa orada önemli olan geçmişte hangi koltukta oturduğu değil, hukuk önünde hangi haklara sahip olduğudur.
O haklar da herkes için aynıdır.
Burada bir noktayı özellikle vurgulamak istiyorum.
Tutuklanmak suçlu olmak değildir!
Tutuklama bir tedbirdir, mahkûmiyet kararı değildir.
Fatma Betül Sayan Kaya da yargılama sonucunda kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadıkça masumiyet karinesinden yararlanır.
Benim meselem bir insanın tutuklanmasına sevinmek değil.
Benim meselem, hukukun kim olursa olsun herkese aynı şekilde uygulanmasıdır.
TOPLUMUN HAFIZASINI NE YAPACAKSINIZ?
Asıl mesele burada başlıyor.
Yıllardır bu ülkede insanlar adaletin herkese aynı mesafede durup durmadığını tartışıyor.
Bir gazeteci hakkında soruşturma açıldığında, bir belediye başkanı gözaltına alındığında, bir vatandaş adliyeye çağrıldığında gösterilen hassasiyetin, siyasi gücü bulunan kişiler için de gösterilmesini istiyor.
Bu beklenti çok mu fazla?
Hayır!
Devletin bütün vatandaşlarına eşit davranmasını istemek, en temel vatandaşlık hakkıdır.
Bugün eski bir bakanın adliyeye protokolsüz girmesi de tutuklanması da kamuoyunda çok konuşuluyor.
Ama ben başka bir şey soruyorum.
Bu ülkede adaletin herkese eşit uygulandığına dair güven neden bu kadar zedelendi?
Neden bir siyasetçi hakkında işlem yapılınca insanlar önce onun hangi partiden olduğunu sorguluyor?
Neden hukuki bir kararın ardından bile toplumun bir kesimi adaletten, diğer kesimi siyasi hesaplaşmadan söz ediyor?
İşte üzerinde düşünülmesi gereken asıl mesele budur.
ADALET GÜÇLÜYE GÖRE ŞEKİLLENMEMELİ!
Benim itirazım kişilere değil.
Benim itirazım sisteme.
Bugün Fatma Betül Sayan Kaya olur, yarın başka bir eski bakan.
Bugün iktidar partisinden biri olur, yarın muhalefetten bir siyasetçi.
İsimlerin hiçbir önemi yok.
Önemli olan devletin herkese aynı kuralları uygulamasıdır.
Bir siyasetçinin yakasındaki rozet, adliye koridorunda ayrıcalık sağlamamalı.
Bir bürokratın eski makamı, kendisine farklı bir kapı açmamalı.
Bir vatandaşın siyasi bağlantısının olmaması da onu daha değersiz hâle getirmemeli.
Adalet, güçlüye karşı da güçsüze karşı da aynı adalet olmalı!
Üstelik yalnızca soruşturmanın sonunda değil, en başında da!
Suç şüphesi varsa araştırılmalı.
Delil varsa değerlendirilmeli.
Yargılama gerekiyorsa yapılmalı.
Ama bütün bunlar kişinin siyasi kimliğine, makamına veya çevresine göre değişmemeli.
DOĞRU YAPIYORSUNUZ AMA ÇOK GEÇ KALDINIZ!
Eski bir bakanın da herkes gibi adliyeye çağrılabilmesini, ifade vermesini ve hakkında yargısal karar alınabilmesini hukuk devleti açısından olağan karşılıyorum.
Zaten olması gereken budur.
Ama aynı açıklıkla şunu da söylüyorum:
İyi de bunu başından beri yapmalıydınız!
Toplumun adalete güvenini sarsan uygulamalara ve ayrıcalık görüntülerine zamanında izin vermeseydiniz bugün bu kadar büyük bir güven sorunu yaşanmazdı.
Zamanında yapsaydınız toplum vicdanını daha huzurlu kılardınız.
İnsanlar adliyeye baktıklarında korku, kuşku veya ayrıcalık değil, güven görürdü.
Devletin kapısında kimsenin kimseden üstün olmadığına inanırdı.
Şimdi yapılması gereken, bu uygulamayı tek bir dosyayla sınırlı bırakmamak.
Bugün eski bir bakana uygulanan hukuk, yarın sıradan bir vatandaşa da aynı şekilde uygulanmalı.
Bugün siyasi gücü bulunan bir kişiye tanınmayan ayrıcalık, yarın başka bir siyasi güç sahibine de tanınmamalı.
Aksi hâlde bunun adı adalet değil, dönemsel uygulama olur.
BİR TUTUKLAMA İLE ADALETE GÜVEN GELMEZ!
Şimdi bazıları çıkıp, “Bakın, eski bakan bile tutuklandı. Demek ki hukuk herkese işliyor” diyebilir.
Ben buna da itiraz ederim.
Çünkü hukuk devletinin ölçüsü kaç kişinin tutuklandığı değildir.
Hukuk devletinin ölçüsü, suçlu ile suçsuzun adil bir yargılama sonucunda birbirinden ayrılmasıdır.
Gerektiğinde tutuklama kararı verilebilmesi kadar, tutuklama gerekmeyen durumlarda kişinin özgürlüğünün korunması da önemlidir.
Adalet, birilerinin tutuklanmasıyla değil, hukukun istisnasız ve tarafsız uygulanmasıyla güçlenir.
Ve son sözüm şu:
Bu saatten sonra ne yaparsanız yapın, geçmişin yarattığı güvensizliği bir günde ortadan kaldıramazsınız.
Toplumun vicdanını rahatlatmak istiyorsanız bir defalık görüntülerle, birkaç soruşturmayla, birkaç tutuklamayla değil; her gün aynı hukuku uygulayarak güven vermelisiniz.
Çünkü...
ADALETİN PROTOKOLÜ OLMAZ!
ADALETİN PARTİSİ OLMAZ!
ADALETİN MAKAMI, MEVKİSİ, UNVANI OLMAZ!
Adalet ya herkes içindir ya da adı adalet değildir!
