İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Sapanca Gölü yok oluyor!

Sapanca Gölü yok oluyor!

Sapanca Gölü’nün bugünkü haline bakıp da hâlâ “mevsimsel bir durum” demek, gerçeği inkâr etmekten başka bir şey değildir. Göl çekiliyor, can çekişiyor ve biz bunu izlemekle yetiniyoruz. Oysa bu tablo ne ani ne de sürprizdir. Yıllardır göz göre göre gelen bir sonun ayak seslerini duyuyoruz.

Evet, iklim değişikliği var. Yağışlar azalıyor, yazlar uzuyor. Ancak Sapanca Gölü’nü asıl tüketen şey kuraklıktan çok insan iştahıdır. Göl, sanki hiç bitmeyecek bir depo gibi kullanıldı. Nüfus arttıkça musluklar biraz daha açıldı, sanayi büyüdükçe gölden alınan pay da arttı. Ama gölü besleyen kaynaklar aynı kaldı, hatta bazıları yok sayıldı.

Bugün göl kıyısında yürüyen herkes şunu net biçimde görüyor: Su geriye çekiliyor, yaşam alanları yok oluyor. Bu yalnızca çevresel bir sorun değil; aynı zamanda bir yönetim sorunu. Plansız yapılaşma, denetimsiz su kullanımı ve “şimdilik idare eder” anlayışı Sapanca’yı bu noktaya getirdi. Gölün çevresine kondurulan her beton parçası, gölün nefesini biraz daha kesti.

Asıl düşündürücü olan ise sessizlik. Göl çekilirken tepkiler cılız, önlemler geçici. Birkaç uyarı, birkaç toplantı, ardından unutulan raporlar… Oysa Sapanca Gölü sıradan bir doğal alan değil; milyonlarca insanın içme suyu kaynağı. Buna rağmen hâlâ net bir kırmızı çizgi çizilemiyor. Çünkü kısa vadeli çıkarlar, uzun vadeli yaşam hakkının önüne geçiyor.

Şunu açıkça söylemek gerekiyor: Sapanca Gölü’nün bugünkü durumu bir doğa olayı değil, bir tercih sonucudur. Yanlış tercihler, ertelenen kararlar ve cesaret edilemeyen yasaklar bu tabloyu oluşturdu. Eğer bugün ciddi kısıtlamalar uygulanmaz, havza bütüncül şekilde korunmazsa yarın bu köşelerde “Sapanca Gölü vardı” diye yazmak zorunda kalabiliriz.

Göl yok olursa, sadece bir su kaynağını değil; bir iklim dengesini, bir ekosistemi ve geleceğe dair güven duygusunu da kaybederiz. Asıl soru şudur: Sapanca Gölü’nün kurumasını izleyip alışan bir toplum, yarın susuz kalmaya da alışır mı? Eğer buna razı değilsek, artık izlemekten vazgeçip harekete geçme zamanı çoktan gelmiştir.

Yorumlar