İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Kadın cinayetlerine kim dur diyecek?

Kadın cinayetlerine kim dur diyecek?

Bir gazetenin üçüncü sayfası. Rutinleşmiş bir haber. Küçük, sıradan birkaç satır. “Bir kadın daha öldürüldü.” Ne kadar kısa, ne kadar sıradan cümleler değil mi? Sanki bu ülkenin en ağır acısı değilmiş gibi… Sanki ardında bir hayat, bir çocuk, bir anne kalmamış gibi. Oysa her satır, bir hayatın son cümlesi.
Daha dün Nurselen’i, Emine’yi konuştuk, ondan bir önce gün Nehir’i. Onlar basına yansıyanlar. Bir kısmının adı bile okunmadı, fotoğrafı dahi paylaşılmadı. Kimileri sadece “eşi tarafından”, “boşanmak istediği için” ya da “sokak ortasında” ifadeleriyle anıldı. Oysa her biri bir insan, bir hayat, bir hikâyeydi. Gülüşü, hayalleri, yarım kalan cümleleri vardı.

Her yeni cinayet haberinde toplum aynı döngüye giriyor: Öfke-lanetleme-unutma.
Peki kim dur diyecek bu gidişe?

Devlet?
Elbette devletin görevi kadını korumak, yasaları uygulamak, caydırıcı sistemi kurmak. Koruma kararları kâğıt üzerinde kalıyorsa, karakoldan eli boş dönen kadın ertesi gün öldürülüyorsa o sistem işlemiyor demektir.

Toplum?
“Biz yaparız, biz değiştiririz” demek kolay. Ama sosyal medyada bir ismi paylaşmakla görev bitmiyor. Mahallede bağıran bir kadını duymazdan geliyorsak, “aile meselesidir” diye sırtımızı dönüyorsak, biz de o cinayetin sessiz ortağı hâline geliyoruz.

Erkekler?
Bu sorun sadece kadınların omuzlarında taşınamaz. Erkeklerin suskunluğu artık gürültüye dönüşmeli; çünkü bu mesele kadın meselesi değil, insanlık meselesi. Sessizlik, suçu saklar.

Bugün bir kadın daha öldürüldü diye haber düştü ekranıma. Adını hatırlayalım, unutmadan.
Yarın bir başka kadın can vermesin diye.
İçimiz alışmasın diye.
Bu ülkede kadınlar yaşasın diye.

Bu köşe yazısı bir çağrı, bir isyan, bir not düşme çabasıdır tarihe.
Biz bu sayfayı kapatmazsak, belki bir gün gazetelerin üçüncü sayfası sessizleşir.
Belki bir gün “Bir kadın daha öldürülmedi bugün” diye haber yaparız-işte o gün gerçekten haber olur.

Peki şimdi soruyorum: Kadın cinayetlerine kim dur diyecek?
Belki de yanıt sandığımızdan daha basit;
Biz hepimiz. Ama hep birlikte.

Yorumlar