İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Çocuklar çetelerin elinde

Çocuklar çetelerin elinde

Son yıllarda ülkemizin dört bir yanında, bir acı tabloyla karşılaşıyoruz: Henüz çocuk yaşta olan gençler, sokakların, mafyalaşmış grupların ve sanal çetelerin ağına düşüyor. Çocukluklarını yaşamadan, suçun, şiddetin ve yasa dışı dünyanın karanlığına itiliyorlar. Bu durum sadece birkaç ailenin trajedisi değil; toplumsal geleceğimizin sessiz çığlığıdır.

Bugün birçok şehirde, özellikle ekonomik sıkıntıların yoğun yaşandığı bölgelerde, çeteler çocukları kolay bir hedef olarak görüyor. Okulu bırakmış, ailesinden ilgiyi görememiş ya da hayattan umudunu kesmiş gençler, bu yapılar için “bulunmaz adam” haline geliyor. Küçük yaşta taşıdıkları silahlar, onların güçsüzlüklerini örten bir “güç maskesi”ne dönüşüyor. Oysa o maskenin altında, korkmuş, yönünü kaybetmiş çocuklar var.

Devletin ve toplumun bu soruna aynı anda el atması şart. Kolluk kuvvetleri elbette bu suç örgütlerine karşı mücadele etmeli, ancak sadece güvenlik önlemleriyle çözüm sağlanamaz. Eğitim sisteminin, sosyal hizmetlerin ve yerel yönetimlerin ortak çalışması gerekiyor. Çünkü çocuğu suçtan uzak tutan şey, baskı değil, aidiyettir. Bir gencin bir okula, bir kulübe, bir hayale, bir ideale ait olması gerekir.

Medya ise bu konuda iki uç arasında gidip geliyor. Kimi zaman bu çocukları “tehlikeli suçlu” gibi sunuyor, kimi zaman da “romantik kahraman” haline getiriyor. Oysa ikisi de yanlış. Onlar ne birer canavar ne de kahraman; yönlendirilmeye muhtaç, korunması gereken evlatlarımız.

Eğer bugün bu çocuklara sahip çıkmazsak, yarın o çocukların kurduğu sistemde yaşamaya mecbur kalırız. “Bir çocuk kaybolduğunda, aslında bir toplum biraz daha yıkılır” sözü, bugün her zamankinden daha gerçek.

Artık susmanın değil, el uzatmanın zamanı. Her okulda, her mahallede, her sokakta bir çocuğun kaderi değiştirilebilir. Yeter ki biz yetişkinler, o çocuğun elini tutmayı hatırlayalım.

Yorumlar