İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Okullarda akran zorbalığı

Okullarda akran zorbalığı

Okullar, geleceğin temeli diye övünüyoruz ama bu temelin çatlaklarını görmekten ısrarla kaçıyoruz. Akran zorbalığı, bugün okul koridorlarının en ağır gerçeği. Çocuklarımız birbirine lafla, alayla, dışlamayla, hatta şiddetle saldırıyor. Ve biz hâlâ meseleyi “çocuk kavgası” diye hafife alıyoruz. Oysa o küçücük kalplerde açılan yaraların izi ömür boyu silinmiyor.

Zorbalık artık sadece bahçede, sınıfta değil; ekranın arkasında, sosyal medyada da kol geziyor. Çocuk, evine sığındığında bile rahat değil. Utanıyor, susuyor, içine kapanıyor. Sonuç? Okuldan soğuyan, arkadaşlarından kopan, özgüveni eriyen, hayata küsen gençler...

Ne yapılmalı? Öncelikle gerçeklerle yüzleşmeli ve bu sorunu yok saymaktan vazgeçmeliyiz. Öğretmenler, rehberlik servisleri, veliler el ele verip sorumluluk üstlenmek zorunda. Okullarda zorbalığa karşı “sıfır tolerans” kuralı konulmalı, çocuklara empati, adalet ve saygı dersleri verilmelidir. Çünkü çocuk sadece matematik öğrenmez; insan olmayı da okulda öğrenir.

Velilere de net bir çağrı yapmak gerek: Çocuğunuzun sadece dersine, notuna bakmayın; ruhuna, haline, duygularına da kulak verin. Çünkü mağdur olan çocuklar genellikle sessizdir, utançla susar. O sessizliği duymak, en az ders başarısını görmek kadar önemlidir.

Akran zorbalığı sadece birkaç öğrencinin meselesi değildir; topluma atılan bir zehirdir. Biz susarsak, çocuklarımızın geleceğini o zehire teslim ederiz. Bugün bir çocuğun çığlığına kulak tıkarsak, yarın toplumun tamamı sessizliğe gömülür.

Kısacası mesele yalnızca çocukların kavgası değil; nasıl bir toplum olacağımızın turnusol kâğıdıdır. Bu yüzden bugünden atılacak her adım, yarının vicdanını belirleyecektir. Çocuklarımızı korumak, sadece onların değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Ve unutmayalım: Zorbalık karşısında sessiz kalan her yetişkin, aslında zorbanın yanında saf tutar. Ya çocuklarımızı güvenli bir geleceğe taşıyacağız ya da suskunluğumuzla karanlığa teslim edeceğiz.

Yorumlar